Sayfa yükleniyor, lütfen bekleyiniz.

Tarihi Kaynağın Tenkidi

İnsanlık var olduğundan beri tarihe izler bırakarak günümüze gelmiştir. İnsanlığın yok oluşuna kadar da böyle devam edecektir. Bu durum insan yaşamının doğal bir sonucudur. Geçmişte bırakılan bu izler tarihle doğrudan ilişkilidir. Tarih kalıntılarla yani belgelerle yapılır. Bu belgelere tarihi kaynak veya tarihi malzeme denir.[1] Geçmişe ait her türlü kitap, dergi, gazete, resim, heykel vs. belge niteliğindedir. Bu kalıntıların tarihi malzeme olarak kullanılabilmesi için doğruluğunun test edilmesi gerekir. Test edilme işlemi sistemli bir şekilde yapılır ve belli kaideleri vardır. İşte bu işleme “tenkit”[2] adı verilir. Eserlerin kıymeti, doğruluğu ve kullanılabilirliği bu işlemin sonunda ortaya çıkar.

Tarihi malzemenin tenkidi, dış tenkit (kaynak kritiği) ve iç tenkit (olayların kritiği) olmak üzere iki şekilde yapılır. Her tarihi malzeme, önce dış, sonra da iç tenkide tabi tutulur. Dış tenkit, kaynak malzemenin ne dereceye kadar vesika değeri olduğunu araştırmak, mümkünse o vesikayı kaynak olarak kullanılabilir hale getirme işidir. İç tenkit ise, kaynak malzemesinin içeriğinin doğruluğunu, gerçeğe uygunluk derecesini tetkik etmek ve onun gerçeği ispat gücünü ortaya koymaktır.

Dış Tenkit (Dış Kritik)

Kaynakların tenkidi belli aşamalarla yapılır.

1. Aşama: Tarihi Kaynağın Gerçek Olup Olmadığının Tespiti

İnsanlar türlü sebeplerden (para kazanma, kendisini bir soya, soyluluğa dayandırma gibi.) düzmece kaynaklar meydana getirmektedirler. İşte bu sahte eserlerin tespiti tarih açısından oldukça önemlidir çünkü bu tespit yapılamazsa geleceğe aktarılacak tarih de sahte olur. Dış tenkidin bu safhasını aktarırken Tuncer Baykara’nın metot kitabını temel alacağız.

Bilgi veren her eşyanın veya belgenin gerçek olup olmadığının bilinmesi dış tenkidin en önemli yönüdür. Bu anlaşılma daha çok tarihin yardımcı ilimlerinin katkısıyla mümkün olabiliyor. İşte burada konumuza sahte eserler ve sahtekarlık unsuru girmektedir. Sahtekarlık, yani gerçek dışı ortaya konan bilgi kaynakları başlıca üç yolla anlaşılabilir:

Fiziki Unsurlarla: Elimizdeki eser veya malzemenin (belge) kimyasal analizi (C 14 metodu dahil) ile: kağıdın ve mürekkebinin özellikleri de bu konuda yararlı bilgiler verir. 1984’lerde ortaya çıkan Hitler’in anılarının sahteliği, mürekkebinin kimyasal analizi ile anlaşılmıştır. Sahtekar 4 yıl hapis cezası almıştır.

Diplomatik Unsurlarla: Daha çok belgelerin incelenmesinde uygulanır. Burada belgenin boyutları ve yazım özelliklerinin incelenmesi yeterli olabilir.

Kaynağın İçeriğinin İncelenmesi İle: Burada dikkat edilmesi gereken her zamanın kendisine mahsus kelime ve kavramlardır. XIX. yüzyıldan kaldığı iddia edilen bir belgede “uygarlık” kelimesinin olamayacağı gibi geç devirde ortaya çıkan bir mahkemenin verdiği belgenin, 1880’li yıllara ait olamayacağı gibi.

Sahtelik konusu, dış tenkidin en önemli meselesidir. Sahtekarlık, tarihçilerin büyük düşmanı ve en hassas olması gereken bir konudur. Tarihi kaynaklarla ilgili sahtekarlıklar da üç başlık altında incelenebilir.

Adî Sahtekarlık: Para kazanma amaçlı yapılan sahtekarlıklardır.

Milli, Ulvi, Yüce Amaçlar Uğruna Yapılan Sahtekarlıklar: İçinde yaşadığı toplumda üstün bir sıfat elde etmek amacıyla yapılan sahtekarlıklardır. Sahte soy ağaçları düzenlenmesi buna bir örnektir.

Masum Sahtekarlık: Bu tür sahtekarlıklar çıkar sağlamak amaçlı olmayıp düşsel olarak uydurmalarla yapılan sahtekarlıklardır. Örneğin seyahatnamelerde, seyahat yapılan yerde görülen şeylerin abartılı aktarılması.

Görülüyor ki dış tenkitte öncelikle yapılması gereken eserin veya belgenin gerçek olduğunu belirlemektir.[3] 

2. Aşama: Eserin Müellifinin (Yazarının) Tespiti

Müellifin adı çok kere eserin kapağı üzerinde bulunabilir. Ekseri orta çağ müellifleri, keza Osmanlı tarihçileri tek isimli değil, uzun bir künye ile birlikte yazarlar. Müellif, eğer kaybı yoksa, içeride girişin ilk sayfalarında zikredilmiş olabilir. Eğer eser bir istinsah, yani kopya ise, eserin sonunda eserin gerçeğiyle birlikte yazılır. Türk-İslam eserlerinde, eserin en sonundaki kayda, feragat kaydı veya Kolophon denilir. Kolophon, müellif, müstensih ve yazılış tarihinin bilinmesi büyük işe yarar.

Müellifin adı bu üç yerde de bulunmayabilir. Çünkü bu yapraklar bozulmuş, düşmüş veya okunmaz bir hale gelmiş olabilir. İşte o vakit önce eserin içeriğine bakılır. Orada esasen bilinen bir hadiseden bahis var mıdır? Var ise bu hadise ile ilgili müellifler kimlerdir, bunlar tespit edilir ve eser muhakkak bunlardan birisine aittir. Ayrıca esereni umumi mevzuuna bakılır; bu mevzu ile ilgili müellifler arasından müellif tespit edilir. Diğer taraftan eserin yazılış tarzına, üsluba, tertibe bakılır. Bu yoldan eserin kime ait olabileceği düşünülebilir. Bir başka yönden, müellif eserin içinde, kendi yazdığı bir başka eserden bahsetmiş olabilir. O takdirde bilinen müellif kolayca tespit edilmiş olur. Mesela Kalka Şandi’nin bir eseri Bursa Orhan Gazi Kütüphanesinde, sonuncu metotla hocamız tarafından bulunmuştur.[4] 

3. Aşama: Eserin Adının Tespiti

Eserin adı genellikle kitabın kapağında yazılı olabilir. İslam-Türk tarihlerinde ekseriya eserin giriş kısmında yazılıdır. Nihayet kolofonda da zikredilebilir. Bu üç yerde de bulunmazsa, eserin içeriğine, üslubuna, konusuna bakılır. Bu yolla müellifi, sonra da o müellifin hangi eseri olabileceği kararlaştırılır.[5] 

4. Aşama: Eserin Yazıldığı Tarihin Tespiti

Genellikle kolophonda eserin yazıldığı tarihten bahsedilir. Bu genellikle hicri takvime göredir (Türk-İslam eserlerinde) ve bazen de ebced hesabı[6] ile de olabilir. Kolofonda eserin ya esas yazılış tarihi yahut da o nüshanın kopya edildiği tarih bulunabilir. Bu durumda dikkatli olmak gerekir. Burada verilen tarih ile yazarın yani müellifin hayatı karşılaştırılmalıdır. Mesela Nizam ül-Mülk’ün Siyasetnamesinin nüshasında hicri 860 tarihi vardır. Bu Selçuklu veziri 485 de öldüğünden bu bir istinsahtır. Ancak bazı eserler daha müellifin hayatında istinsah edilmiş olabilir. Bu takdirde eserin başında müelliften bahsediş tarzına dikkat etmek gereklidir. Müellifi büyüten ve ondan üçüncü şahıs olarak bahseden bir ifade bunun istinsah olduğunu gösterir. Müellifler çoğunlukla kendi eserlerinde mütevazı şekilde bahsederler. Bunlardan müellifin kendi el yazısı ile olan nüsha, bütün diğerlerinden daha kıymetlidir. Bu çirkin, okunaksız vs. olsa dahi bu böyledir.

Bir eserde ne telif tarihi ne de istinsah tarihi bulunmuyorsa o vakit, genel konulara, içindekilere ve içindeki malum hadiselerle bir neticeye varmak gerekir. Bunun yanında kağıt, tezhip, yazı ile de bazı fikirler edinmek mümkün olur. Yazı türleri hayli mühimdir. Mesela Selçuklu neshi XII-XV. yüzyıllarda kullanılmıştır. Keza gotik harfli bir eser de eskidir. İçindeki bazı ifadelerden de tarihini çıkarmak mümkündür. Bunun için eserin muhtevasında, esasen bilinen hadiselere dikkat edilir. Bunlar yapıldıktan sonra ya eserin tam yazılış tarihine ulaşmış oluruz ya da yazılışı ile ilgili bir tarih aralığına ulaşmış oluruz. Yani üst ve al tarih bulmuş oluruz. Mesela belli bir dönemde yaşanmış bir tarihi olay, yazılış tarihini bilmediğimiz bir eserde geçiyorsa bu olayın yaşandığı tarihler arasında (örneğin 970- 975) bu eserin yazılmış olma ihtimaline ulaşmış olabiliriz. Böylece alt ve üst tarihe ulaşmış oluruz. Diğer taraftan tarihi bulmak için eserin ifade tarzı, tabirler, kelimeler de önemlidir ve bize yardımcı olabilir.[7] 

5. Aşama: Eserin Yazıldığı Yerin Tespiti

Eserin kaleme alındığı yer, çoğunlukla kolofonda bahsedilir. Eğer bu yoksa dile bakılır ki, dil veya şive yazılış sahası için belirli bir mekanı gösterir. Bu hususta yazının türü de bilgi verir. Çünkü çeşitli alfabelerin kullanılma yeri malumdur. Mesela Uygurca ve XI. Yüzyılda yazılmış bir eserin, Turfan havalisinde yazıldığını kesinlikle söyleyebiliriz. Türkçedeki gramer şekilleri, şive özellikleri ile de yazıldığı saha tespit edilebilir.[8] 

6. Aşama: Eser, Kitap Veya Belgenin Özgün Olup Olmadığının Tespiti

Buna bir bakıma kaynak tenkidi de denebilir. Kitap veya belgenin zamanını ve yazarını tespit işinden sonra ve içindeki hususların tetkikine geçmeden önce yine son bir tenkit gerekir. Bu da elimizdeki eserin bir başka eserden doğrudan veya dolaylı aktarma olup olmadığının bilinmesidir. Bazı güzel adlı eserlerin aynı türdeki başka eserlerin beceriksiz birer kopyaları olabileceği unutulmamalıdır. (A. Ateş, Selçuklular Tarihi, Reşideddin) Mesela Yazıcıoğlu’nun Tarih-i Al-i Selçuk’unun özgün mü yoksa çeviri mi olduğu uzun seneler tartışılmıştır. Ancak Barthold, İbn Bibi de Farsça suya düşen taşın “Senk” burada suya düşen köpek (sek) olduğunu tespit edince çeviri olduğu anlaşılmıştır. Ancak Yazıcıoğlu’nun eseri tam bir çeviri olmayıp, kendisine ulaşan başka bilgileri (sözlü haberleri) de bu esere eklemiştir. Böylece elimizdeki kitabın özgün mü yoksa başkalarından derleme mi olduğu anlaşılmış olur.[9] 

Bu aşamayla birlikte tarihi kaynağın dış tenkidi tamamlanmış olur.

İç Tenkit (İç Kritik)

Tarihi kaynak veya malzeme dış tenkit işlemine tabi tutulup bu aşamayı geçerse iki basamak olarak iç tenkide tabi tutulur. İç tenkit bir bakıma yazarın, olayların ve içeriğin tenkidi diye tanımlanabilir. Bu tenkit türü her malzemeye uygulanmaz. Sadece kitap, risale ve vesikalara aittir.[10] Tuncer Baykara’nın metot kitabında ise iç tenkit uygulanan malzemeler için; “İç tenkit münhasıran belge, risale ve kitapların tenkidi demektir.” diye geçmektedir.[11] İç tenkidin aşamaları aşağıdaki gibidir.[12] 

1. Aşama: Müellifin (Yazarın) Tenkidi – Psikolojik Kritik

Dış tenkit ile ismini belirlediğimiz müellifin tanınmasıdır. Bir müellifin, eseri üzerinde büyük tesiri olduğundan önce yazarın tenkidi yapılmalıdır. Çünkü her eser yazarının damgasını taşır. Eserin daha iyi anlaşılabilmesi için yazarın kimliği ve hayatının bilinmesi gerekir.

  • yazar kimdir, nedir,
  • şahsiyeti,
  • zaafları, güçlü yönleri,
  • bildiği diller,
  • hayatının geçtiği,
  • kişi tanınmış birisi mi yoksa yalancı veya sahtekar mı, (yazarlar bazen bilmedikleri konular hakkında uydurma bilgiler yazabilir veya herhangi bir olaydan kedine daha fazla pay çıkarmak isteyebilir ve bu yüzden gerçeklerden sapmış bir eser kaleme alabilir.)
  • içinde bulunduğu ortam,
  • temas ettiği kişiler,
  • devlet tecrübesi,
  • hayat felsefesi,
  • kişilik özellikleri; sakin bir yapıda mı yoksa maceraperest mi, kötümser mi, iyimser mi,
  • hangi dine ve mezhebe mensup (bunun bilinmesi önemlidir. Çünkü kimse mensup olduğu din aleyhinde yazı yazmak istemez.)
  • kişinin tarafgirliği,
  • kültür seviyesi (kişinin olayları anlaması ve yorumlamasında önemli yer tutar.)
  • ideolojisi, fikirleri gibi kişisel özellikler sıkı bir tenkit süzgecinden geçmelidir.

2. Aşama: Olayların İçeriğin Tenkidi

Olayların tenkidi üç aşamada ele alınır.

1) Yazılan, aktarılan olaylar doğru mudur?

Konu ile ilgili bilinenlerle kaynaktaki bilgiler uyuşuyor mu? Eserin içindeki bilgiler uydurma veya bozuk olabilir.

2) Yazılan, aktarılan olaylar yazarın devrine mi ait?

Birçok yazarın kendinden önceki eserleri naklederken, bunu kendi devriymiş gibi gösterdiği bilinmektedir.

3) Yazar, söylediklerinde, yazdıklarında ne anlatmak istemiştir?

Yazdıklarının veya söylediklerinin satır arası ayrı bir anlamı olabilir mi? Söylediklerinin dışında, ifade etmek istediği bir başka anlam olabilir mi? Müellifin bazen açıkça ifade etmediği hususları, ayrı bir şekilde belirttiği görülmüştür. Bunun birçok sebebi olabilir. Örneğin devlet yöneticilerinin kötü yönetimleri veya uygunsuz hareket ve tavırları olabilir. Bunları eleştirmek isteyen yazar devlet görevlisi veya tanınan bir kişi olabilir. Bu sebeple söylemek istediklerini söyleyemeyebilir. İşte bu gibi sebeplerden dolayı yazarın gerçekte ne anlatmak istediğinin iyi anlaşılması gerekir. Ancak bu oldukça dikkat ve tecrübe gerektirir. Araştırmacı, yaptığı yorumlamalara oldukça dikkat ederek, gerekli her işlemi başarıyla uygulayarak gerçekleri ortaya çıkarmak görevini böylece üstlenmiş olur.

İç tenkidin yukarıda aktarılan son aşaması ile birlikte tarihi malzemenin tenkit işlemi tamamlanmış olur. Bu test işlemi sonunda eserin kaynak görevi üstlenip üstlenemeyeceği ortaya çıkmıştır. Tenkit işlemini başarıyla geçen eserler böylece araştırmacıların kullanımına sunulur.

Dipnot
  1. Tarihi kaynaklarla ilgili detaylı bilgi için; “Tarihi Kaynak Nedir?” başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
  2. Tenkit kelime manası olarak “eleştiri” anlamına gelmektedir. Tarihi kaynağın tenkidi işlemi de herhangi bir eserin -yazımızda bahsedeceğimiz- işlemlere tabi tutularak kullanılabilir olup olmadığının tespitidir.
  3. Tuncer Baykara, Tarih Araştırma ve Yazma Metodu, s.86-90
  4. Yazının bu bölümünde İbrahim Kafesoğlu’nun “Tarih Metodu Ders Notları” adlı eseri kaynak olarak alınmıştır.
  5. Yazının bu bölümünde İbrahim Kafesoğlu’nun “Tarih Metodu Ders Notları” adlı eseri kaynak olarak alınmıştır.
  6. Ebced Hesabı: Arap harflerinden her birine belli sayı değerleri takdir edilmiştir. Örneğin “Elif” harfinin sayı değeri 1, “Lam” harfinin sayı değeri 30’dur. Önemli olayların unutulmaması, tarihlerinin kolayca hatırlanması için yazılan kitabe, mezar taşı veya şiirlerin genellikle son mısrasında bulunan harflerin sayı değerlerinin toplamı o olayın tarihini vermektedir. Ebced hesabının Araplara, İbrani ve Aramilerden geçtiği kabul edilmektedir. Esas kaynağı hakkında değişik rivayetler vardır. Ebced harflerinin kolayca akılda kalabilmesi için harfler kelime grupları haline getirilmiştir. Elif, be, cim, dal harfleri bir kelime şeklinde okunarak Ebced denilmiştir. Detaylı bilgi için; Yılmaz Kurt, “Osmanlıca Dersleri 2” kitabının ilgili kısımlarına bakabilirsiniz.
  7. Yazının bu bölümünde İbrahim Kafesoğlu’nun “Tarih Metodu Ders Notları” adlı eseri kaynak olarak alınmıştır.
  8. Yazının bu bölümünde İbrahim Kafesoğlu’nun “Tarih Metodu Ders Notları” adlı eseri kaynak olarak alınmıştır.
  9. Yazının bu bölümünde Tuncer Baykara’nın “Tarih Araştırma ve Yazma Metodu” adlı eseri kaynak olarak alınmıştır.
  10. İbrahim Kafesoğlu, Tarih Metodu Ders Notları, s. 42
  11. Tuncer Baykara, Tarih Araştırma ve Yazma Metodu, s. 94
  12. İç ve dış tenkitlerin aşamaları, kaynak olarak kullandığımız metot kitaplarında farklılıklar göstermektedir. Ancak bu farklılıklar içerik kaynaklı değildir. Burada bahsettiğimiz aşamalardaki farklılıklardır. Detaylı bilgi için bibliyografya bölümündeki kaynak kitapların ilgili kısımlarını inceleyebilirsiniz.
Bibliyografya
  • BAYKARA, Tuncer, Tarih Araştırma ve Yazma Metodu, İrfan Kültür ve Eğitim Merkezi Yayınları, İzmir 1996.
  • BERNHEİM, E., Tarih İlmine Giriş Tarih Metodu ve Felsefesi (nşr, M. Şükrü Akkaya), Devlet Basımevi, İstanbul 1936.
  • ÇAĞLAYAN, Yaşar, Tarih Öğrenimine Başlangıç, Mektupla Öğretim Yayınları, Ankara 1975.
  • KAFESOĞLU, İbrahim, Tarih Metodu Ders Notları.
  • KURT, Yılmaz, Osmanlıca Dersleri 2, Akçağ Yayınları, Ankara 2015
  • TDK Sözlüğü
  • TOGAN, A. Zeki Velîdî, Tarihte Usul, Enderun Yayınları, İstanbul 1981
Paylaş:
Yorumlar İçeriğe yorum yapılmamış. 😍 İlk yorum yapan siz olun.

Tarih Nedir?