Biyografi Nilda Paşaoğlu 24 Aralık 2018 10:10

Yaşama Çağıran Türk Öykücü: Naim Tirali

Naim Tirali’nin hayatını ve sanat anlayışını anlatmadan önce sizlere Aşka Kitakse adlı öyküsünden aldığım şu alıntıyı paylaşmak istedim.

Nedir bu kelimeler? Aşk nedir? Çılgınlık nedir, Sevda nedir? Bu sözcükler acaba sana karşı duyduklarımı anlatırlar mı? Bak bunu merak ediyorum işte. Sonra sana karşı duyduklarım yaşam boyu sürecek mi? (Tirali, 2013:42)

Naim Tirali, 1925 yılında takvimlerin 25 Aralık yaprağında Giresun’da doğar. Tam adı Şafak Tirali’dir. Yazılarında Naim H. Tirali ve Nureddin Şafgil imzalarını kullanır. Naim Tirali’nin büyük dedesi, Karadeniz bölgesine uzun yıllar önce yerleşmiş bir aileden gelir. Ailenin büyük reisi Tiralizâde Emin Ağa’ya Padişah II. Mahmut tarafından ayanlık payesi verilir. Padişahın gönderdiği 2 Ramazan 1250 tarihli ayanlık belgesine göre, Emin Ağa padişahlık yetkilerine sahiptir. Kendisi, elindeki bu paye ile affetme, muhakeme etme, cezalandırma ve istediği kişiye yer verme hakkını elinde bulundurur. Emin Ağa’nın dedeleri, Karadeniz bölgesini korumak ve Rusların Karadeniz’e inmelerine engel olmak için mücadele ederler. Kendi kurdukları birliklerle Ruslara karşı uzun süre savaşırlar. Ayrıcı bu bölgede çıkan iç isyanları bastırmada da önemli görevler yaparlar. Emin Ağa’dan sonra Yavuz Ali, ondan sonra da Ali Ağa sırayla bu görevi üstlenir. Ali Ağa, Tiral’nin dedesi Hasan Bey’in de kayınpederidir. Tiralizâde Hasan Bey, Türk Hava Kurumu İdare Meclisi Azalığı ile Cumhuriyet Halk Fırkası Giresun Reisliği de yapar. Hasan Bey’in annesi, Meclisi Mebusan’a Fatsa temsilcisi olarak katılan Hazinedar ailesinden Maim Bey’in kız kardeşidir. Hasan Tirali’nin Nafiye Hanım’la evliliğinden dört çocuğu olur. Bunlar, Abdullah (Naim Bey’in babası), Hatice (Ordu’da Furtun ailesine gelin gider.), Naime (Naim Tirali’nin halası, Ahmet Tirali ile evlenir).

Naim Tirali’nin babası Abdullah Bey, Kurtuluş Savaşı yıllarında azınlıkların ayrılmasıyla boşalan metruk binaları satın alır. Bu yıllarda büyük toprak sahibi Hacı Emin Efendi ile komşu ve dost olur. Abdullah Bey, Hacı Emin’in kızı Asiye Hanım’la evlenir. Böylece bu dostluk daha da pekişir. Abdullah Bey’in bu evlilikten üç çocuğu olur. Naim Tirali, ailenin ilk çocuğu olarak 25 Aralık 1925’te Giresun’da doğar. Kardeşi Kenan 1927’de Ahmet Kaya da 1932’de dünyaya gelir.

Naim Tirali, halası Naime Hanım’ın kızı Gülay’la beşik kertmesi olarak 1954 yılında evlenir. Bu evlilikten 1957 yılında ilk çocukları Hasan, iki yıl sonra Emine ve 1964’te de Yavuz Tirali dünyaya gelir. Ayrıca Tirail ailesi, siyasetle her zaman iç içedir. Tiraliler, Giresun’daki evlerinde birçok ünlüyü de misafir ederler. Bunlar arasında Adnan Menderes, Mehmet Emin Yalman, Bülent Ecevit çifti ve Falih Rıfkı Atay ilk akla gelen şahsiyetlerdir (Kalyon 2000:23-25).

Naim Tirali’nin Çocukluğu ve Öğrenim Yılları

Naim Tirali’nin ilk çocukluk yılları, Piraziz’de Hasan Bey Konağı’nda geçer. İlkokulun ilk iki yılını Piraziz’de okuyan Tirali, son üç yılında da Giresun Necatibey ve Gazi Paşa ilkokullarında tamamlar. Tahsin dayısının Galatasaray’da okuması, onun hayatında yeni bir dönem noktası olur. Kendisinin İstanbul’a gelmesinde ve Galatasaray’a girmesinde dayısının büyük emeği vardır. Bu hususta Tirali, “Tahsin dayım Galatasaraylı idi. Daha sonra üç dönem, dokuz, on ve on birinci dönem Demokrat Parti Giresun milletvekilliği yaptı. Galatasaray’a girmemde etkili oldu. Zaten kaydımı da o yaptırdı” (Kalyon 2001:4) der. Galatasaray Lisesi onun hayatında önemli değişimler yapar. Tirali, bu dönemle ilgili şunlar söyler: “Edebiyat öğretmeni olarak Galatasaray Lisesinde, yeni lise kısmında İsmail Habib Sevük, Nihad Sami Banarlı, Muvaffak Benderli gibi ünlü öğretmenlerim oldu. Orta kısımda da Türkçe öğretmeni olarak hatırlayabildiğim birkaç isim var. Ama daha önceden başlamak gerekirse, yani etkilenmek yönünden, Giresun Gazipaşa İlkokulu beşinci sınıfında, Allah selamet versin Ahmet Oksal adlı bir öğretmenimiz vardı, sınıf öğretmenimiz. Bize Çarşamba günleri öğleden sonraları, bu bir program icabı mıydı, yoksa kendi isteğiyle mi yapıyordu bilmiyorum. Türk edebiyatında metinler okurdu. Hâlâ hatırımdadır. Ömer Seyfettin’in bomba adlı öyküsünü, ilk kez onunu ağzından dinlemiştik. ve beni çok etkilemişti. Bilmiyorum, yazar olmak hevesinin ilk tohumlarını, belki de Ahmet Oksal’ın okuduğu o öyküler, özellikle Ömer Seyfettin’in Bomba öyküsü(nün) etkisi olmuştur… Tirali, lisenin onuncu sınıfından itibaren gazete çıkarmaya başlar. Gazetenin haberlerini kendisi yazar, arkadaşlarına desen çizdirir ve gazete için fotoğraflar bulur. Ayrıca bir de edebiyat dergisi çıkarır. Adını “Genç Kalemler” koyar. Tirali, bu dergiye dört sayfalık bir de Fransızca gazete ekler. Bundan başka Tirali, 1944’te Ziyad Ebüzziya’nın “Tasvir-i Efkâr” gazetesinde on altı hikâye kitabının tanıtır ve bu kitapların eleştirisini yapar. Galatasaray Lisesinde yeni arkadaşlarla tanışır. Bunlar arasında, Coşkun Kırca, İlter Türkmen, Adnan Bulak gibi Dış İşleri mensupları ile Hüsamettin Gökay gibi akademisyen arkadaşları da vardır. Tirali, Galatasaray Lisesinde 1945 yılında mezun olur. Kendisi, Galatasaray’da okuduğu yıllarla ilgili şu değerlendirmeyi yapar: Ben herkese lakap takardım. Mesela Nahit Karaevli’ye siyasi lakabını ben taktım. Kamuran diye bir arkadaşımız vardı. Ona şapşal lakabını ben taktım, hâlâ öyle anılır. Bana Lazoğlu derlerdi ama alakam yoktu” (Kalyon 2001:24). Tirali, aynı yıl mezun olduğu lisede, iki ay muallim muavinliği yapar. Liseden sonra hukuk eğitimi almaya karar verir. Bu kararı verirken basının ve dayısının telkinleri etkili olur. Tirali, hukuk eğitimini alırken ne hâkim olmayı düşünür, ne de arkadaşları gibi hariciyeci veya akademisyen olmayı planlar. Onun yalnız yazı yazma merakı vardır: Dedemin yazıhanesinde daktilo ile gazete çıkarırdım. Onun için aklımdan mühendis veya doktor olmak hiç geçmedi. Yazar ve gazeteci olacaktım. Galatasaray’da Fransızca ve Türkçe dergiler çıkarırdım (Kalyon 2001:24). Tirali’nin, lise yıllarında ilk hikâyesi 1943 yılında Yeşilgiresun gazetesinde çıkar. Gazetenin sahibi Nuri Ahmet Çimşit ile Tirali’nin Babası Abdullah Bey iki dost insandır: “Yeşilgiresun’un sahibi Nuri Ahmet Çimşit ile babam Piraziz temsilcisi olarak Giresun İl Meclisinde idiler. Nuri Çimşit bana öyle geldi ki bu hikâyeyi babamın dostluğu yüzünden basar. Fakat daha sonra içine kurt düştüğünü söyler. Bir zamanlar Tercüman’ı çıkaran çok yakın arkadaşım Nihat Karaevli ile birlikte Orhan Seyfi Orhon’a gittiklerini söyler. Orhan Seyfi Orhon’un Çınaraltı diye bir dergi çıkardığından bahseder. Hikâyesini Orhon da basınca, hikâyeciliğinin tasdik edilmiş olduğunu söyler.” (Kalyon 2001:24).

Naim Tirali, üniversiteye başladığı yıl gazeteciliğe de adım atar. Onun Galatasaray’dan ağabeyleri Cihat Baban ile Ziyad Ebüzziya vasıtasıyla Tasvir’de stajyer muhabir olarak çalışmaya başlar. Beş altı ay sonra liseden arkadaşı Ali Avni Öneş’in teklifiyle bu iki arkadaş, Giresun’da Karadeniz Postası gazetesini çıkarır. Tirali’nin babası, gazetenin çıkması için kendisine üç yüz lira para verir. Bu gazete iki yıl çıkmaya devam eder. Tirali, iki yılın sonunda kendini yine Beyoğlu mahfilinde bulur. Onun 1950’lerin başında Büyükdoğu, Varlık, Yeditepe ve Yeni Adam gibi dergilerde hikâyeleri çıkar. Tirali, Galatasaray Lisesinden sonra İstanbul Hukuk Fakültesini bitirir.

Tirali, 1950’de lisansüstü eğitim için Paris’e gider. Orada Atillâ İlhan, Metin Toker ve Lütfi Özkök gibi Türk arkadaşlarıyla bir araya gelir. Babasının ölüm haberi üzerine öğrenimini yarıda bırakarak Türkiye’ye geri döner. Tirali, İstanbul’da Yenilik Yayınevi’ni kurar. Devrin önemli şair ve yazarları Tarık Buğra, Suut Kemâl Yetkin, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Oktay Akbal, Salâh Birsel, Bedii Faik ve Nurullah Ataç’ın kitapları bu yayınevinde basılır. Bu arada Tirali, Tuzla’da altı aylık yedek subay eğitiminin ardından İzmir Ordu Basın Bürosu’nda gazeteci İlhan Engin’le birlikte askerliğini yapar. Kendisi, o yıllarda İzmir’de olan Necati Cumalı, Besim Akımsar, Nahit Ulvi Akgün ve Sabahattin Batur gibi isimlerle de dostluğunu pekiştirir. Tirali, yayınevinden çıkan kitaplara destek olmak için Yenilik adlı bir dergiyi de çıkarmaya başlar (Kalyon 2001:24-25).

Naim Tirali’nin Askerlik Dönemi ve Evliliği

Naim Tirali, Tuzla’da altı ay uçaksavar eğitimi görmesinin ardından İzmir Ordu Basın Bürosu’nda askerliğini tamamlar. Bir başka yazısında da yedek subaylık görevi için İzmir Temsil Bürosu’na tayin olur. İzmir Ordu Basın Bürosu’nda gazeteci İlhan Enginle beraber askerliğini yapar. Yine bu dönemde İzmir’de olan Necati Cumalı, Besim Akımsar, Nahit Ulvi Akgün ve Sabahattin Batur gibi isimlerle dostluğunu pekiştirir. Askerliğinin bitmesinin ardından halası Naime Tirali’nin kızı Günay Tirali ile dünya evine girer. Üç çocukları dünyaya gelir. Bunlar, Hasan Tirali, Emine Tirali ve Yavuz Tirali’dir.

Naim Tirali’nin Sanat Anlayışı, Mizacı ve Eserleri

Sait Faik Abasıyanık, Behçet Necatigil, Naim Tirali, Kenan Harun - Elit Kahvehanesi
Naim Tirali, ilk kitabı olan Park‘ı Sait Faik Abasıyanık’a hediye ediyor. / Elit Kahvehanesi, 31 Aralık 1946
Soldan: Sait Faik Abasıyanık, Behçet Necatigil, Naim Tirali, Kenan Harun

Naim Tirali’nin Sanat Anlayışı

Naim Tirali’nin, yazmaya merakı okul kitaplarıyla tanışmasıyla başlar. Şiir yazmayı hiç düşünmez ve denemez. 1943 yıllarında daha lisedeyken hikâyeleri yayınlanmaya başlar. Bu da onun hayatının dönüm noktası olur. Yazmak artık Tirali’nin en önemli görevidir.

Naim Tirali, hikâye ya da günlük biçiminde yazdığı yazılarında genellikle, kendinden ya da yakın çevresinden söz eder. Eserlerinde kimi zaman dinlemesini bilir ve okuyucuya ayrıntıyı detaylı olarak verir. Naim Tirali, günlük yazarken kendisini daha özgür hisseder çünkü hikâye yazmanın kuralları ona göre daha fazladır. Tirali, hiçbir yazara ve eserine tutkuyla bağlanmaz. Özellikle dünya klasiklerinden ve Türk klasiklerinden okuduğu çok az kitap vardır. Çoğu yazarı genellikle okul kitaplarından tanır. Bu konu ile ilgili şöyle söyler: “Hiçbir yazara tutkuyla bağlandığım, eserlerini elimden bırakamadığım olmamıştır. Örneğin, Rus yazarlarından Çehov ve Gorki’den başkasını okumadım. Onlarında tüm yapıtlarını değil elbet. İngiliz, Fransız, Alman ve Amerikan klasiklerinden okuduğum kitap sayısı onu bulmaz. Daha çok çağdaş yazarları okudum. Onlarında en ünlülerinden bir ya da bilemediniz iki kitap. Galiba tüm yapıtlarını okuduğum iki çağdaş yazarımız var. Sait Faik ve Oktay Akbal” (Süreyya 2001:70). Naim Tirali, “Öykü, bir olayın ya da ruh halinin, düz yazıyla, belli boyutlar içinde, kısaca yazılmasıyla ortaya çıkan yapıttır. Benim öykü anlayışım, daha çok klâsik anlamda bir olaya dayanmayan öykü türüne yakındır. Öykülerimde kurgunun yeri yok, yok denecek kadar azdır. Tirali öykülerimde hep yaşamın gerçeklerinden esinlenmişimdir.” (Tirali,1975:150-151)der. Naim Tirali, öykülerinin çoğunda çevresindeki ya da yaşadığı olaylardan kaynaklandığını belirtir. Bu nedenle, notlar alır, gerekli görürse teyp bile kullanır. “Öyküyü,” diyor, “paylaşma olarak görüyorum. Güzel bir olayı, bir sevinci paylaşma… Hatta bazen acı bir anıyı… Ama genellikle iyimser bir noktada düğümlemek isterim öykümü. Zaten, yeteri kadar acı ve kötü şeyler var yaşamda. Bir olayın ağırlığını çok duymadıkça, okurda kötümser hava yaratacak bir öykü yazmak istemem.” (Tirali,1975:150-151). Ayrıca, öyküde fanteziye, gerçeküstücülüğü de karşıdır: “Olaylara dayanan konuları işlemem, açık olmamı sağlar. Okuyucu, öykülerimden hiçbiri için ‘Bundan bir şey anlamadım’ diyemez. Bir öykü, polisiye filan değilse, sorunları, bulmacaları ortaya koyma durumunda olmamalı Öykünün yeterince açık olmasını, bir ustalık diye değerlendiriyorum.” (Kabacalı 1995:341-342). Öyküleri ve günlükleri ile gazete yazıları arasındaki fark vardır. Bu fark üslup ile ilgili değildir. Yazar öykülerini ve günlüklerini el yazısıyla yazar, üstünde düzeltmeler yaptıktan sonra daktiloya çeker. Gazete yazılarını ise doğrudan daktiloya yazar. Öyküleri ve günlükleri son hâline getirmek daha büyük bir çaba istediği için bu yolu takip etmiş olabilir. Tirali, daktiloya yazmayı “mekanik”, elle yazmayı ise “özdeş” bulur.

Naim Tirali’nin Mizacı

Naim Tirali, hem yazar olarak hem de yayıncı olarak eserlerinde daima sadelikten ve açıklıktan yana olur. Ona göre hikâye okurla yazar arasında bir iletişim aracıdır. Ağdalı bir dille, karanlık bir üslupla, şizofrenik bir anlatışla okuyucuya hiçbir şey iletilemez. Gerçeklik sınırlarını zorlayarak eserlerini oluşturan yazarlar, Tirali’ye göre okuyucu ile iletişim halinde olamaz. Hayal, fantezi ve masal ögelerini eserlerde çok kullanılmaması gerektiğini düşünür. Bu yüzden Naim Tirali eserlerinde açık olmayı tercih eder.

Giresun’da olduğu dönemde erken kalkıp deniz kenarında yürüyüş yapmak Tirali’nin önemli bir alışkanlığıdır. İlaçların da yanına alarak eve uzun süre dönmez. Denizi izlerken, dalgaları dinlerken bir yandan da öykülerini kurgular. Rutin bir şekilde ilâç kullanmasına, sıkı perhizler yapmasına, şeker ve kalp rahatsızlıklarına rağmen pimpirikli, hayattan kopmuş biri değildir. Yaşamdan alınacak zevkleri henüz terk etmemiştir. Mesela akşam sofralarında rakısını ihmal etmez. Rahatsızlığından ötürü sigarayı bırakır, ancak yanında içilmesine ses çıkarmaz. Sadık, güvenilir bir dosttur. Yalan söylemekten, ikiyüzlülükten hiç hoşlanmaz. Bu özelliklere sahip olmadığı için de politik yaşamı uzun soluklu olmamıştır. Milletvekillerinin seçmenlerine gebe kalmasını kendisine yetiremez. İyimser, kendisiyle ve çevresiyle barışık biridir. Başarısız olduğu dönemlerde de hayata kötümser bakan biri olmamıştır. Öykülerine de bu iyimser hava siner. En olumsuz öykü şahıslarında bile olumlu bir taraf üretir, onun düzelecek yanları olduğunu sinyallerini verir. Yapısı bakımından “insanoğlundan ümit kesen” biri değil, her koşulda umut taşıyan biridir. Tirali, yalnızlığı çok sevdiğini belirtir: “Yalnızlığı çok seviyorum ama yalnız kalamıyorum. Yalnız kalmak, kendime eğilmek, geçmişi düşünmek, ama yalnız kalamıyorum.” ifadelerini kullanır.

Giresun’la bir edebiyat sever olan Orhan Çulfaz’ın Tirali hakkındaki düşüncesine katılmamak mümkün değildir. Naim Tirali, fındık ülkesi Giresun’un Batı’ya açılan bir penceresidir. Naim Tirali, ülkesini, halkını seven, ilkeleri uğrunda yaşayan, kişisel çıkar peşinde koşmayan Atatürk devrimlerine tüm kalbiyle bağlı bir aydındır. Yumuşak, hoşgörülü, hırsları ve iddiaları olmayan, yalın ve abartısız biridir. Yazarın, bu sessiz ve sakin kişiliği onun suya sabuna dokunmayan biri olduğunu düşündürmemelidir. Çünkü Tirali, yeri geldiğinde hapse düşmeyi dâhi göze alarak Bayar-Menderes iktidarıyla dişe diş kavga etmesini bilen, hapisten çıkmasını sağlayan devrim hükûmetini ise tutuculuğunu, yanlışlarını sonuna kadar eleştirmekten vazgeçmeyen bir demokrasi şövalyesidir. Tirali, yaşama tutkulu bir sanatçıdır. “Herkese karşı sevecen, ama silik değil kişilikli”dir.

Naim Tirali’nin Eserleri

Naim Tirali’nin ilk hikâye kitabı, Park’tır. Eser, 1947 yılında İstanbul Üniversite Matbaası Komandit’te yayınlanır. Yazarın ikinci hikâye kitabı, Yirmibeş Kuruşa Amerika’dır. Eser, 1949 yılında Yeşilgiresun matbaasında yayınlanır. Aşka Kitakse adlı hikâye kitabı 1954 yılında Yenilik yayınevi tarafından yayınlanır. Devrimden Önce Devrimden Sonra adlı gazete yazılarından oluşan kitabı 1965 yılında Yenilik Yayınevi tarafından yayınlanır. Piraziz Nere Berlin Nere adlı hikâye kitabı, 1984 yılında Kent Basımevi’nde yayınlanır.

İki Şalom Arasında adlı gezi yazısı kitabı, 1992 yılında Cem Yayınevi tarafından yayınlanır. Aşk Dediğin adlı hikâye kitabı, 1994 yılında Cem Yayınevi tarafından yayınlanır. Çılgınca Şeyler adlı hikâye kitabı, 1994 yılında Cem Yayınevi tarafından yayınlanır. Sakıncalı Yazarlardan Sakıncasız Öyküler adlı çeviri kitabı 1994 yılında Cem Yayınevi tarafından yayınlanır. Şapkasını Yiyen Bakan adlı gazete yazılarından oluşan kitabı, 2000 yılında Yön Yayınevi tarafından yayınlanır. Yazarın son kitabı olan, Karanlığa Işık Tutmak adlı gazete yazılarından oluşan kitabı da 2000 yılında Yön Yayınevi tarafından yayınlanır.

Eserlerinin Kronolojik Sıralaması:

Hikâye

  • Park (1947)
  • Yirmibeş Kuruşa Amerika (1949)
  • Aşka Kitakse (1954)
  • Piraziz Nere Berlin Nere (1984)
  • Aşk Dediğin (1994)
  • Çılgınca Şeyler (1994)

Makale

  • Devrimden Önce Devrimden Sonra (1965)
  • Şapkasını Yiyen Bakan (2000)
  • Karanlığa Işık Tutmak (2000)

Gezi Yazısı

  • İki Şalom Arasında (1992)

Çeviri

  • Sakıncalı Yazarlardan Sakıncasız Öyküler (1994)

Naim Tirali’nin Hastalığı ve Vefatı

Naim Tirali, kalp rahatsızlığı nedeniyle üç defa ameliyat geçirir. Bu ameliyatlar onun bedenini oldukça fazla sarsar. Kalp rahatsızlığının yanı sıra, son zamanlara doğru, yazar bir de Parkinson hastalığına yakalanır. Bu hastalık Naim Tirali’nin, yumuşak tavırlarını oldukça sertleştirir ve hareketlerinin yavaşlamasına sebep olur. Her daim gülümseyen yüzü, donuk, anlamsız bir çehreye dönüşür.

Naim Tirali, 25 Mayıs Pazartesi günü 2009 yılında, İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede hayata gözlerini kapatır. Tirali için 27 Mayıs günü, Caddebostan Kültür Merkezi’nde bir cenaze töreni düzenlenir. 28 Mays 2009’da naaşı defnedilmek üzere memleketi Giresun’un, Piraziz ilçesine götürülür. Burada Ayıkaşa Mahallesi’ndeki aile mezarlığında toprağa verilir.

Kronolojik Yaşam Öyküsü:

  • 1925 25 Aralık günü Giresun’un Piraziz İlçesinde dünyaya gelir.
  • 1927 Kardeşi Kenan Tirali doğar.
  • 1932 İlkokulu Piraziz / Giresun’da bitirir. Kardeşi Ahmet Kaya doğar.
  • 1937 Orta, lise için Galatasaray Lisesi’nde yedi yıl yatılı olarak okur.
  • 1943 İlk öyküsü “Arkadaş” Yeşil Giresun Gazetesi’nde yayınlanmıştır.
  • 1945 Galatasaray Lisesi’nden yılında mezun olur.
  • 1946 yılında Giresun’da Karadeniz Postası gazetesini çıkarmıştır. Tirali İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur.
  • 1947 “Park” adlı ilk hikâye kitabı İstanbul Üniversite Matbaası Komandit’te yayınlar. Cihad Baban ve Ziyad Ebüzziya vesilesiyle Tasvir gazetesinde stajyer muhabir olarak çalışmaya başlar.
  • 1949 “Yirmibeş Kuruşa Amerika” adlı ilk hikâye kitabı yayınlar.
  • 1950 Hukuk doktorası için Paris’e gider.
  • 1951 Paris’ten Türkiye’ye döner. Yenilik Basımevi ve Yayınevini kurar.
  • 1952 Yenilik dergisini çıkarır.
  • 1953 Yenilik dergisini çıkarmaya devam eder.
  • 1954 Yenilik dergisini çıkarmaya devam eder. Gülay Hanımla evlenir. Aşka Kitakse adlı ikinci öykü kitabını yayınlar.
  • 1955 Yenilik dergisini çıkarmaya devam eder.
  • 1956 yılında Vatan gazetesine girdi.
  • 1957 Genel Seçimlerde Manisa’dan CHP kontenjan adayı olmuş, fakat seçilememiştir. İlk çocuğu Hasan Tirali doğar.
  • 1959 Yazı işleri müdürü makamına ulaşmıştır. İkinci çocuğu Emine Tirali doğar. Bir Amerikalı yazarın Adnan Menderes’i eleştiren yazısını yayınlaması nedeniyle 16 ay hapse mahkum olmuştur.
  • 1960 Yüz gün cezaevinde kalmıştır. 27 Mayıs 1960 ihtilaliyle birlikte serbest bırakılır.
  • 1961 Giresun Milletvekili olarak seçilmiştir. Sözcü dergisinden genel yayın müdürlüğü yapar.
  • 1962 Vatan gazetesini devralır. Giresun Milletvekili olarak TBMM’de görev alır.
  • 1963 Vatan gazetesinin Ankara ve İstanbul’da yayınını sürdürür. Giresun Milletvekili olarak TBMM’de görev alır.
  • 1964 Giresun Milletvekili olarak TBMM’de görev alır. Vatan gazetesinin Ankara ve İstanbul’da yayınını sürdürür. Üçüncü çocuğu olan Yavuz Tirali dünyaya gelir.
  • 1965 Vatan gazetesinin Ankara ve İstanbul’da yayınını sürdürür. Giresun Milletvekili olarak TBMM’de görev alır.
  • 1966 Vatan gazetesinin Ankara ve İstanbul’da yayınını sürdürür.
  • 1967 Vatan gazetesinin Ankara ve İstanbul’da yayınını sürdürür.
  • 1968 Vatan gazetesinin Ankara ve İstanbul’da yayınını sürdürür.
  • 1969 Vatan gazetesinin Ankara ve İstanbul’da yayınını sürdürür.
  • 1970 Vatan gazetesinin Ankara ve İstanbul’da yayınını sürdürür.
  • 1971 Vatan gazetesinin Ankara ve İstanbul’da yayınını sürdürür.
  • 1972 Vatan gazetesinin Ankara ve İstanbul’da yayınını sürdürür.
  • 1973 Vatan gazetesinin Ankara ve İstanbul’da yayınını sürdürür.
  • 1974 Vatan gazetesinin Ankara ve İstanbul’da yayınını sürdürür.
  • 1975 Vatan gazetesinin Ankara ve İstanbul’da yayınını sürdürür.
  • 1977 Tirali basın şeref kartı alır.
  • 1981 Gazetecilik yılları sona erer.
  • 1982 İlk kalp rahatsızlığı Tirali’nin, “by-pass” ameliyatı olmasını gerektirir.
  • 1984 Piraziz Nere Berlin Nere adlı kitabını yayınlar.
  • 1992 İki Şalom Arasında adlı gezi yazısı kitabını yayınlar.
  • 1994 Sakıncalı Yazarlardan Sakıncasız Öyküler adlı kitabını yayınlar. Çılgınca Şeyler adlı kitabını yayınlar. Aşk Dediğin adlı hikâye kitabı, Cem Yayınevi tarafından yayınlanır.
  • 1997 Burhan Felek Basın Hizmet Ödüllü sahibidir.
  • 2000 Şapkasını Yiyen Bakan adlı kitabını yayınlar. Karanlığa Işık Tutmak adlı kitabını yayınlar.
  • 2009 25 Mayıs tarihinde İstanbul’da öldü. Cenazesi, Giresun Piraziz’de toprağa verildi.
Bibliyografya
  • AKBAL, Oktay (1998), "Olgunlaşan Genç", (Nakleden: Naim Tirali (1998), Aşka Kitakse, Yön Yayınları, s. 101).
  • KABACALI, Alpay, "Kültürümüzden İnsan Adaları (Röportaj)", Yapı Kredi Yayınları, İstanbul 1995.
  • NECATİGİL, Behçet, "Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü", Varlık Yayınları, İstanbul 2006.
  • ÖZCAN, Recai - YESARİ, Mahmut, Hayatı ve Hikâyeciliği, İstanbul 2014.
  • ÖZYALÇINER, Adnan, "Öykücülüğünün Kırkıncı Yılında Naim Tirali ile Konuşma", Bulancak Kültür - Sanat Dergisi XVI, Samsun 2001.
  • SÜREYA, Cemal, "Tirali'ye Öykücülüğümüz Üzerine Sorular", Bulancak Kültür-Sanat Dergisi XVI, Samsun 2001.
  • Tanzimattan Bugüne Edebiyatçılar Ansiklopedisi, Yapı Kredi Yayınları Yayınları, İstanbul 2003.
  • TİRALİ, Naim, Aşka Kitakse, Yön Yayınları, İstanbul 2013.
  • TİRALİ, Naim, "Öykü Nedir? Öykü Anlayışınızı Anlatır mısınız?", Türk Öykücülüğü Özel Sayısı Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi, Temmuz 1975.
  • TOK, Perihan, "Ellinci Yaşında Naim Tirali'yle Söyleşi", Bulancak Kültür-Sanat Dergisi XVI, Samsun 2011.
  • YÜCE, Sefa, Naim Tirali'nin Hikâyeciliği, Kurgan Edebiyat Yayınları, Ankara 2012.
  • YÜKSEL, Ayhan - YEŞİLOT, Okan, "Giresun'da İz Bırakanlar", Giresun Valiliği, İstanbul 2012.
Paylaş:
Yorumlar Bu içerikle ilgili fikirlerini hemen diğer kullanıcılarla paylaş.

Şanslı Hissediyorum