Sayfa yükleniyor, lütfen bekleyiniz.
Dünya Tarihi Ali Demir 18 Aralık 2017

Mısır Uygarlığında Hukuk

Mezopotamya’da kişisel mülkiyetin erken ortaya çıkması yazılı hukuk kurallarının da oluşmasını sağlamıştı. Hukuk ile kişisel mülkiyetin arasında doğrudan bir ilişki mevcuttur. Kişisel mülkiyet yani toprak sahipleri ellerinde bulundurduğu toprakları ve buralardan elde ettikleri mahsulleri korumak zorundadır. İşte bu koruma işlemini hukuk aracılığıyla devlet gerçekleştirir. Hukuk sayesinde insanlar topraklarını ve mahsullerini koruma altına almış olur. İşte tam da burada Mısır, Mezopotamya’daki durumdan farklılık gösterir. Mısır’da kişisel mülkiyet kavramı oldukça geç dönemlerde ortaya çıkmıştır. Bu sebeple Mezopotamya’da görülen hukuk gelişmesini Mısır’da göremiyoruz. Çünkü Mısır’daki sıkı yönetim biçimi, tümüyle dinden kaynaklanan bir hukuk sistemine dayanmaktaydı. Mısır kralları yani firavunlar, tanrı-kral olduğu için bütün toprak onlara aitti. Bölgedeki halk ise firavunun kölesiydi. Bütün toprakların firavuna ait olması sebebiyle kişisel mülkiyet söz konusu değildi.

Firavun, “Dünya Düzeninin Efendisi” olarak aynı zamanda adaletin kefili durumunda idi. İşte bu sebepten Mısır’da yasaların bir araya toplanması oldukça geç bir dönemde, kralların eski gücünü kaybettikten sonra (I. DAREIOS zamanında; MÖ 522-486)[1] gerçekleşmiş olmakla birlikte, değişik dönemlerdeki bazı temel gelişmeler de dikkati çekmektedir. “Eski Devlet” zamanında davalardan, seçkin kişilerin (memurlar ve rahipler) oluşturduğu ve üzerlerinde en yüksek merci olarak vezirin başkanlığındaki “Büyük Mahkeme” bulunan yöresel mahkemeler sorumlu idi; istisnai durumlarda özel kraliyet mahkemeleri de kuruluyordu. Hukuk güvenliği genel düzenin korunduğu sakin zamanlarda bu şekilde sağlanmış olmakla birlikte, l. Ara Devir’ de bu güvenliğin kaybolduğuna ilişkin işaretler bulunmaktadır. Mısır’daki toplum yapısı, bir “az hukuklular” grubunun oluşmasına da neden olmuştur. Hukuka ilişkin belgeler medeni hukuk, dava hukuku ya da usulleri gibi alanlarda önemli bilgiler vermekte ve belirli belge tiplerinin ve kayıtlarının gelişimini gözler önüne sermektedir.

Dipnot
  1. Bülent İplikçioğlu, Eskiçağ Tarihinin Ana Hatları I, s.116
Bibliyografya
  • ÇAĞLAYAN, Yaşar - PARMAKSIZOĞLU, İsmet, Genel Tarih I, Funda Yayınları, Ankara 1976.
  • İPLİKÇİOĞLU, Bülent, Eskiçağ Tarihinin Ana Hatları I, Marmara Üniversitesi Yayınları, İstanbul 1990.
Benzer İçeriklere Göz At:
Paylaş:
Yorumlar İçeriğe 2 yorum yapılmış, 😍 hemen siz de düşüncelerinizi paylaşın.

  • Seyfullah
    27 Aralık 2017 00:00

    İyi günler mısır hukuku yazıldığında ana tema Tanrı mıydı yoksa firavunlar baz alınarak mı yazıldı. Teşekkür ederim.

    • Ali Demir
      28 Aralık 2017 00:00

      Sayın Seyfullah, Eski Mısır’da yazımızda da bahsedildiği gibi dinin temelini firavun oluşturur. Din ile hukuk ise birbirinden ayrı düşünülemeyecek iki kavramdır. Çünkü hukuk kurallarının yapı taşlarından birisi de dindir. İşte bu durumda tanrı-kral olarak firavun yasa buyurma, hukuk kurallarını yapma hakkına sahiptir. Bu sebeple sizin “Yazı hangisi üzerinden şekillendi?” sorunuzun cevabı bizce şudur: Mısır’da dinin başı firavun olduğundan (yani tanrı firavun olduğundan) bahsettiğiniz iki kavram Mısır dinine göre aynı kapıya çıkmaktadır. Yani cevap, her ikisi de aynı şeye karşılık geldiğinden her ikisi de baz alınarak yazılmıştır. Konu ile ilgili elimizden geldiği ve bilgimizin yettiği kadarıyla sorunuza cevap vermeye çalıştık. Eğer cevabımız size yeterli gelmedi ise, yazıda herhangi bir bilgi hatası yapılmış ise lütfen bildiriniz ve hatta bilgilerinizi bizimle paylaşınız. Tarih Ansiklopedisi adına biz teşekkür eder, saygılar sunarız.

  • Tarih Nedir?