Dünya Tarihi Ali Demir 20 Kasım 2017 10:10 Son Güncellme:

Mısır Uygarlığında Devlet Yönetimi

Mısır’da siyasal yaşantı nomların oluşumuyla başlar. Mezopotamya’da tapınak çevresinde oluşan kentleşme, Mısır’da doğrudan doğruya nom şefi çevresinde olacaktır. Bu ayrı gelişimin İki uygarlık arasında ayrılıklar ortaya koyması sonucu doğaldır. Mezopotamya’da üretim fazlası tapınakta toplanır ve farklılaşma ortaya çıkarken, Mısır’da başından beri kralın “büyük evinde (Mısırlılar büyük eve, yani kralın sarayına “pero” demekteler”. Firavun sözcüğü bundan oluşur.) toplanmaktadır. Nomlar klanların totemlerine göre ortaya çıkmıştı. Zamanla Şahin totemiyle simgelenen klan üstünlük sağlayacaktır.

Firavun soylarından önceki devirler[1] bu gelişme izlendiğinde mezar kalıntıları önemli kanıtlar getirmektedir. Önce mezar kalıntılarının zengin ve fakir biçiminde farklılaştığı görülmektedir. Henüz şefler ortaya çıkmamışken bu biçimdeki zengin-fakir zıtlaşması artmakta, sınıflar oluşmaktadır. Giderek kralların belirdiği görülmektedir. Bu devrede bir servet birikiminin sağlandığını, uzman zanaatçıların geniş bir dış ticaretle zenginleştiğini görmekteyiz. Nom şefleri tanrı-krallar düzeyine böylelikle ulaşacaktır.

Horüs’le simgelenen klanın şefi, klanın kutsal totemi (tanrısıyla) özdeşleşmiş olarak Vadi ve Delta’nın birliğini gerçekleştirecek ve tüm Mısır’ı kendi egemenliği altına alacaktır. Artık bu kral Mezopotamya kralları gibi tanrının topraklarını işleyen kiracısı değil, doğrudan kendisi ölümsüzleştirilmiş bir tanrıdır. Bu tanrı-kral yerel totemleri kendisinde birleştirecektir. Mezopotamya’da Tanrının Tapınağı’na alınan üretim fazlası burada tanrı-kralın kendi hazinesine toplanmaktadır. Bu üretim fazlasının simgesi Mısır’da anıtsal mezar yapıları olacaktır. Zenginliğin artışına uygun olarak anıtsal mezar yapıları da daha görkemli biçimler kazanacaktır. Bu mezarlar, tanrı-kralın maddi kalıntılarını sonsuzluğa dek korurken, kitleler üzerinde etkinliğinin sürmesini sağlayan araç durumundadırlar.

Mısır’da ki sıkı yönetim biçimi, tümüyle dinden kaynaklanan bir “hukuk sistemine” dayanmaktaydı. Firavun, “Dünya düzeninin efendisi” olarak aynı zamanda adaletin kefili durumunda idi.[2] Böylece Mısır kralının kaynağı anlaşılmış olmaktadır. Birliği simgelendiren bu tanrı-krallar buna uygun törenler düzenleyecekler, öte yandan Ön Asya’nın hiçbir uygarlığıyla karşılaştırılamayacak derecede büyük evde toplanan servetin sayım ve toplanması ile ilgili bürokratik görevler ile yazı ortaya çıkacaktır. Sümer de ruhban sınıfının önceleri gördüğü görevi burada yazıcılar sınıfı gerçekleştirecektir. Ayrıcalıklı olan bu sınıf görevinin karşılığını hazineden alacaktır. Eski nom şeflikleri korunmakla birlikte kanalların açılmasına memur sanıyla anılacaklardır. Eski imparatorluk devrinde merkezi yönetim daha belirginleşirken bürokratik sınıflarda gittikçe güçlenmektedirler. Öyle ki yürütmenin başı durumunda bir görevli oluşmuş, bu görevli de kral adına hazine, adalet ve belgelerin sorumluluğunu yüklenmiştir. Giderek üretim fazlasından pay alan görevliler bu arada nom şefleri de kendilerine firavununki gibi mezar yapıları yaptıracaklardır. (Mastaba denilen bu mezarlar kral mezarlarının küçük kopyalarıdır). Baştaki saltçı otorite güçlenmekle birlikte bu aristokratik sınıfın da zenginliği arttıkça kendi evlerinde biriken servet ve mülkiyetlerindeki toprak etkinlikleri de artmaktadır. Yeni imparatorluk devrine dek bu toprak aristokrasinin zaman zaman merkezi yönetimden ayrılmaları, siyasal karışıklığa yol açmış idi. Kurulan düzenin iç çelişkisi doğal olarak bu çatışmalara neden olmaktadır.[3] 

Yeni İmparatorluk devrinin siyasal yapısı değişecektir. Gerçi yine saltçı bir merkezi otorite yönetim söz konusudur ama devlet hizmetlerini yürüten bürokratlar yanında askeri sınıf ve Amon rahipleri de güçlenecektir. Firavun genişleyen hizmetleri yürütmek için bürokratik sınıflardan yararlanırken savaş yağmacılığıyla ele geçen serveti onlarla paylaşacaktır. Giderek savaş gereksinimlerinin işleri olan askeri sınıflar devlet yönetiminde yer alacaklara gibi Büyük Ev’in diğer bir rakibi olarak dinsel sınıflar da ortaya çıkacaktır. Rahipler imparatorluğun birleştirici simgesi olan Amon ‘un kendilerine sağladığı durumun farkına varacaklar ve zamanla siyasal etkinlikler kazanacaklardır. Her ne denli Amon başrahibini firavun atarsa da firavunun meşruluğunu yine de din adamları belirlemektedir. Savaş gelirlerinin aktığı tapınaklar bu sınıfın gücünü artırarak, yukarıda görüldüğü gibi siyasal yönetime yön vermelerine yol açacaktır.

Bu siyasal yapıya uygun olarak orduda gerekli düzenlemeler yapılacaktır. Yeni imparatorluk devrine dek düzenli bir ordu sınıfı yokken bu devrin gereksinimleri sürekli bir ordu düzeninin oluşturması sonucunu doğuracaktır.

Dipnot
  1. Eski Mısır Uygarlığı’nın siyasal tarihi için bk., Genel Tarih I, s. 88-103
  2. Bülent İplikçioğlu, Eski Çağ Tarihinin Ana Hatları I, s. 116
  3. Yaşar Çağlayan – İsmet Parmaksızoğlu, Genel Tarih I, s. 104
Bibliyografya
  • ÇAĞLAYAN, Yaşar - PARMAKSIZOĞLU, İsmet, Genel Tarih I, Funda Yayınları, Ankara 1976.
  • İPLİKÇİOĞLU, Bülent, Eski Çağ Tarihinin Ana Hatları I, Marmara Üniversitesi Yayınları, İstanbul 1990.
Benzer İçeriklere Göz At:
Paylaş:
Yorumlar Bu içerikle ilgili fikirlerini hemen diğer kullanıcılarla paylaş.

Şanslı Hissediyorum