Dünya Tarihi Ali Demir 4 Aralık 2017 10:10 Son Güncellme:

Mezopotamya Uygarlıklarında Hukuk

Hukuk kavramı en az insanlık kadar eskidir. İnsanların var olduğu her yerde hukuktan ve onun kurallarından bahsedebiliriz. İnsanlar toplumsal bir ortam içinde yaşarlar. Toplumdaki ilişkilerin bir düzen içinde yürütülmesi, toplumsal yaşamın zorunlu bir sonucudur. Toplumsal yaşam, bir düzeni gerektirir. Bunu sağlamak için, değişik nitelikli kurallar geliştirilmiştir. Bunlara toplumsal düzen kuralları denir. Bu kuralların amacı, toplum içindeki bireylerin birbirlerine ve topluma, toplumunda bireylere karşı tutum ve davranışlarını düzenlemek, çıkar çatışmaları arasında bir denge kurmak, kısaca toplumun düzenini sağlamaktır. Toplumun düzenini sağlayan kurallar arasında, din, görgü, ahlâk ve hukuk kuralları yer alır. İşte bu çalışmada eski çağda Mezopotamya uygarlıklarında hukuk sisteminin nasıl yürüdüğü, kuralları ve nasıl ortaya çıktığı konuları işlenecektir.

Hukuk, Arapça kökenli bir sözcük olup, hak sözcüğünün çoğuludur. Hukuk, “toplumu düzenleyen ve kamu gücü ile desteklenen kuralların bütünü” olarak tanımlanabilir. Amacı ise, “toplumun genel yararını veya bireylerin ve toplumun ortak iyiliğini sağlamak amacı ile konulan ve kamu gücü ile desteklenen kuralların bütünü” dür.[1] 

Mezopotamya Uygarlığında Hukuk

Mezopotamya’da kişisel mülkiyet düşüncesinin erken ortaya çıkması yazılı hukuk kavramının da erken doğmasına yol açmıştır. Bilinen ilk yazılı hukuk kuralları Sümer Sitelerinde ortaya çıkmıştır. Çok önceden yazıyla birlikte ekonomik ilişkileri düzenleyen ticari belgeler, sözleşmeler ortaya çıkmıştır. Bunlar giderek bireysel ilişkilerin daha genel yasalarla düzenlenmesi sonucunu doğuracaktır. Kralların, tüm ekonomik ilişkileri düzenleyen güç olarak yasa buyurmaları geleneği Sümerlerde doğacak, daha sonraki Mezopotamya devletlerinde sürdüğü gibi diğer Ön Asya devletlerini de etkileyecektir.

Önce sözlü geleneklere dayanan ilişkiler yazılı biçim kazanacaktır. Bu yazılı metinler zamanla geniş yasa dergilerin düzeyinde kral tarafından, dinsel bir temele dayalı olarak halka duyurulacaktır. Alış-veriş, kölelerin davranışları, cezalar vb. türlü bireysel ilişkileri kapsayan bu dergiler kutsal bir nitelikte taş anıtlar üzerine yazılıp korunacaktır. Yasa buyuran krallar ise yaptıklarını anlattıktan sonra, tanrısal bir gücün buyruğu olarak emirlerini bildireceklerdir. Hammurabi yasası bugüne değin ilk toplanan yasa sanılıyordu. Bugün ise Sümer sitelerinde bu geleneğin daha eski dönemlerden beri var olduğu anlaşılmıştır. Şimdiye değin tam metin olarak tanınan Hammurabi yasası daha önceki yasa koyma geleneğini en geniş ve sonrasını etkileyecek biçimde sürdüren bir yasadır. Daha sonra Asur ve II. Babil devleti yasaları da bu yasalardan etkilenerek buyrulacaktır. Bu yasaların bir kısım özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:

  1. Bu yasalar “medeni yasa” denilen yasaların konularını içerir.
  2. Dinsel hukuk anlayışına dayanır.
  3. Ticaret ve mülkiyeti koruyan emirler çoktur.
  4. Sınıf ayrılıklarına uygun düzenlenmişlerdir.
  5. Cezalar çok ağırdır. “Kısasa kısas” anlayışının doğmasına yol açmıştır.[2] (“Kısasa kısas usulü Sümerlerden çok Babil Uygarlığında yaygındır. Sümer kuralları daha çok bedel ödemeye yöneliktir. Örneğin; hapis, para cezası gibi.)
Dipnot
  1. Şeref Gözübüyük, Hukuka Giriş, s. 5
  2. Yaşar Çağlayan – İsmet Parmaksızoğlu, Genel Tarih I, s. 79
Bibliyografya
  • ÇAĞLAYAN, Yaşar - PARMAKSIZOĞLU, İsmet, Genel Tarih I, Funda Yayınları, Ankara 1976.
  • GÖZÜBÜYÜK, A. Şeref, Hukuka Giriş, Turhan Kitabevi, Ankara 2012.
Paylaş:
Yorumlar Bu içerikle ilgili fikirlerini hemen diğer kullanıcılarla paylaş.

Şanslı Hissediyorum