Sayfa yükleniyor, lütfen bekleyiniz.
Dünya Tarihi Ali Demir 16 Mart 2018

Mezopotamya Uygarlıklarında Ekonomi

Bütün uygarlıkların temel taşlarından birisi ekonomidir. Uygarlıkların gelişim ve ilerlemesinde ekonomi vazgeçilmez bir ögedir. Öyle ki devletin oluşmasında bile rol oynamaktadır.[1] Elbette her kavramda olduğu gibi ekonominin de bir gelişim süreci vardır. İnsanoğlunun tüketici sınıfından üretici sınıfına geçişi bu sürecin başlangıcıdır ve bu geçiş tarımla gerçekleşecektir. Tarımın başlaması ile mahsuller elde edilecek, tüketilmeye ve birikmeye başlayacaktır. İşte bu mahsuller alınıp satılmaya, ihraç edilmeye başlayacak ve bunun doğal bir sonucu olarak ta ekonomi ortaya çıkacaktır. İşte bu yazıda sürecin en önemli noktalarından biri olan Mezopotamya’da yaşanan ekonomik gelişim ele alınacaktır.

Mezopotamya’da bilinen en eski ekonomi biçimi “teokratik devlet sosyalizmi”, “tapınak ekonomisi” ya da “tapınak sosyalizmi” diye adlandırılan sistemdir. Adı geçen ekonomik yapının oluşumu Sümer Sitelerinin ortaya çıkışıyla paralellik gösterir. Bu sitelerin yapı taşı olan ve “ziggurat” adı verilen tapınak çevresinde ekonomi gelişecektir. Kişisel mülkiyetin olmadığı bu dönemde insanlar yaptığı üretimi dinsel bir görev olarak görmekte ve bu üretim tapınak yani tanrı için yapılmaktaydı. Biriken üretim fazlası tapınakta toplanmakta ve bu işi rahipler organize etmekteydi. Zamanla durum değişecek, sınıflar oluşacak ve kişisel mülkiyetin ortaya çıkması ekonomiyi de değiştirecektir.

Mezopotamya Ekonomisinin Temelleri, Üretilen Mahsuller ve Gelişen İş Kolları

Mezopotamya’da ekonominin temelini tarım oluşturmaktaydı. Tarımın artması ve sağlıklı işlemesi için kanallar, su yolları vs. yapılacak ve düzenli işlemesi sağlanacaktır. Bütün bu işlemleri tanrı adına kral uygulayacaktı. Bunun yanında ekonominin belirleyici ögelerinden biride köle emeği idi. Bunu yasa metinlerinden anlıyoruz.

Mezopotamya’da üretilen mahsuller genel olarak şunlardır; tahıl (özellikle arpa, kızılca buğday, darı), baklagiller, hurma ve incir.[2] 

Gelişen ekonomi, yeni iş kolları gereksinimi doğurmuştu. İnsanoğlu her dönemde ihtiyaçlarına cevap verebilecek şekilde düzenlemeler yapmış ve bunları kullanmıştır. Şimdi Mezopotamya Uygarlığında ihtiyaçlara bağlı olarak ortaya çıkan ve gelişen bazı iş kollarını inceleyelim.

Hayvan Üreticileri

Üretim tekniklerinin ilerlemesi (tarım arazilerinin sürülmesi vs.), taşımacılık, beslenme gibi sebepler hayvancılığı gerekli kılmaktaydı. Bu dönemde üretilen veya beslenen hayvanların başlıcaları şunlardır: öküz, eşek, keçi, koyun, domuz, kaz, ördek, güvercin, tavuk ve M.Ö. 1500’lerden sonra at. Balıkçılık gelişmişti. Balıkçılar 50’nin üstünde balık türü tanımaktaydı. Bunlarında yanında arıcılık ile uğraştıkları da bilinmektedir. Avcılık Mezopotamya ekonomisinde daha az öneme sahipti. Öküz, eşek gibi hayvanlar taşımacılık ve tarım arazilerinin işlenmesinde önemliydiler.

Zanaatkarlar

Dönem ilerledikçe uzmanlaşma başlamış ve zanaat gelişmişti. Tarım ve hayvancılık ürünleri fırıncılar, bira imalatçıları, kasaplar ve aşçılar tarafından işleniyordu. Çömlekçiler ve inşaat zanaatkarları ucuz bir ham madde olan kili işliyorlardı. Sepetçiler; kamış ve kenevir tiftiği, terziler; yün ve keteni ve deriyi de diğer zanaatkarlar işliyordu. Bu zanaatkarlar tarımsal üretime katılmadan tapınaktan ya da saraydan besleneceklerdir.

Ticaret ve Tüccarlar

Mezopotamya’nın jeopolitik ve coğrafik yapısı, burada ticaretin ve tüccar sınıfının oldukça erken bir dönemde ortaya çıkmasını sağlamıştır. Bahsedilen jeopolitik ve coğrafik yapının açıklanması konunun daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır. Mezopotamya, önemli bir geçiş güzergahıdır ve ulaşım kolaydır. Bölgenin bu özelliği, onun jeopolitik konumu ile ilgilidir. Yine bu bölge, birçok kaynak ve ham madde bakımından dış coğrafyalara bağımlıdır. Bölgenin bu özelliği de onun coğrafik konumu ile ilgilidir. Anlatılan bu sebepler ticaretin ortaya çıkmasında rol oynamıştır. Şimdi bunu bir örnekle açıklayalım.

Taş ve tahta bu bölgenin ithal ettiği ürünlerin başında gelir. Çünkü bunlar bölgede bulunmamaktadır. Mezopotamya Uygarlıklarının eserlerinin birçoğunun günümüze ulaşmama sebebi kil gibi dayanıksız malzemelerden yapılmış olmalarıdır. İşte bu durum coğrafyanın uygarlıklar üzerindeki etkilerinin ne kadar önemli olduğunun ve bilinmesi gerektiğinin en iyi örneklerindendir. Eğer bu bölgede dayanıklı ham madde daha fazla olsaydı günümüzde birçok eser ayakta olabilirdi. Tabii ki Mezopotamya Uygarlıklarının yapılarını dayanıklı yapma amaçları, bu eserleri günümüze ulaştırmak istemelerinden gelmiyordu. En ufak bir problemde zarar gören veya yıkılan yapıların yeniden tamiri devlet hazinelerine yük getiriyor ve ek iş gücü gerektiriyordu. Hiçbir devlet böyle durumların yaşanmasını istemez ve hepsi de bunun önüne geçmeye çalışır. İşte Mezopotamya bu eksiğini dışarıdan alarak kapatmaya çalışmış ve bu sebeple ticaret yapmak zorunda kalmıştır. Ancak ticaretin tek sebebi bu, dersek te yanılmış oluruz. Evet ithalat yapılıyordu ancak ihracatta yapılıyordu. Üretilen her türlü ürün ülkenin ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra dışarıya satılıyordu. Bu da yeni iş kollarına ve devlete kazanç sağlıyordu. Bunların hepsi bir bütündür ve hiçbiri birbirinden ayrı düşünülemez. İşte bu şekilde ekonomi zinciri oluşuyordu.

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi bu bölgede ticaret çok erken bir dönemde zorunluluk gereği ortaya çıkmıştı. Ticari ürünlerin taşınması önceleri öküz ve eşeklerle yapılacak, daha sonra da bunlara at eklenecektir. Ayrıca gemi ile nakiller de yapılıyordu. Gemi ile nakiller de coğrafyanın bir getirisidir. Hiç kimse bir işin kolayı varken zorunu tercih etmez. Bu boşa emek ve para harcamaktan başka bir şey sağlamaz ve bunu modern ticarette de görürsünüz. (En az zararla elde edilebilecek en fazla kâr)

Mezopotamya’da ticaret oldukça canlıydı. Birçok ürün ihraç ediliyor ve birçoğu da ithal ediliyordu. İhraç edilen ürünler genel olarak şunlardır: tahıl, susam yağı, hurma, yün, giyim eşyaları, silindir mühür ve ziynet eşyası, ithal edilenler ise: Kuzey Suriye’den sedir ağaçları, (Sedir ağaçları gemi yapımında kullanılan önemli bir malzemedir. Anadolu’daki devletlerin tersanelerini bu bölgeye kurmuş olmaları tesadüf değildir ve yine coğrafyayla alakalıdır.) Yukarı Fırat Bölümü’nde çınar ağaçları, Anadolu’dan taş ve maden, Kıbrıs’tan maden ve Hindistan’dan fildişi ithal ediliyordu.

Ticarete bağlı olarak faizcilik ortaya çıkacaktır.[3] Ve bu durum küçük mülkiyet sahiplerini sarsacaktır. Bu durum yasa metinlerine yansımıştır. Metinlerdeki yarıcılık,[4] kiracılık, haciz vb. ekonomik ilişkileri düzenleyen kuralların fazlalığından bunu anlıyoruz.

Paranın olmadığı bu dönemde alım-satım işlemleri ve ticaret nasıl yapılacaktı? Tüm ekonomi “mal mübadelesi” (değiş-tokuş) sistemi üzerine kurulmuştu. Kıymetli madenler değişim ölçüsü olarak kullanılıyordu.

Görüldüğü gibi Mezopotamya ekonomisi geniş tabanlı bir yapıya sahipti. Döneminin imkân ve fırsatlarına göre oldukça canlı bir sistem söz konusudur. Yukarıda bu durumun bir bütün olduğundan ve birbirinden ayrılamayacağından bahsetmiştik. Yani bir ekonomi zincirinden söz ediyoruz. Bu zinciri özetleyelim. İnsanlar önce bir arada yaşamaya başladı, topluluklar ulaştırmaya başladı. Bu topluluklar tarımı başlattı yani üretici bir yapıya büründü. Tarım yaptıkça mahsuller elde edildi ve bu mahsuller tapınaklarda birikmeye başladı. Toplumun ihtiyacı karşılandıktan sonra arta kalan ürün dış coğrafyalara satılmaya başladı. Savaş aletleri, yapı malzemeleri vb. gereklilikler ithalatı gerekli kıldı. Taşımacılık, beslenme vb. gerekler hayvancılığı zorunlu kıldı. Aynı işleri yapan kişiler işlerinde uzmanlaşmaya başladı ve zanaatkarlar ortaya çıktı. Ticaretle bağlantılı olarak bankacılık benzeri sistemler kuruldu. Yine topluluklar arası ticaret kültür etkileşimini sağladı. Mezopotamya’da ortaya çıkan yazı, ticaretle diğer coğrafyalara taşınmaya başladı. İşte zincirden kasıt budur. Tabii ki bu sistemi işler bir halde tutmak gerekliydi. Krallar da bunu sağlamaya çalıştı. Bu işlem başarılabildiği sürece Mezopotamya ekonomisi canlılığını koruyabilecekti.

Dipnot
  1. Devletin ortaya çıkmasıyla ilgili olarak “Mezopotamya Uygarlıklarında Devlet Yönetimi” başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
  2. Bülent İplikçioğlu, Eskiçağ Tarihinin Ana Hatları I, s.61
  3. Yaşar Çağlayan – İsmet Parmaksızoğlu, Genel Tarih I, s.82-83
  4. Yarıcılık: Ortakçılık, toprağı işleyenin, elde ettiği üründen, mal sahibine, sözleşmeye göre pay vermesi biçiminde bir işletme türü.
Bibliyografya
  • ÇAĞLAYAN, Yaşar - PARMAKSIZOĞLU, İsmet, Genel Tarih I Eski Çağlar ve Türk Tarihinin İlk Dönemleri, Funda Yayınları, Ankara 1976.
  • İPLİKÇİOĞLU, Bülent, Eskiçağ Tarihinin Ana Hatları I, Marmara Üniversitesi Yayınları, İstanbul 1990.
  • TDK Sözlüğü
Paylaş:
Yorumlar İçeriğe yorum yapılmamış. 😍 İlk yorum yapan siz olun.

Haçlı Seferleri