Sayfa yükleniyor, lütfen bekleyiniz.
Dünya Tarihi Ali Demir 6 Kasım 2017

Mezopotamya Uygarlıklarında Devlet Yönetimi

Devlet, milattan önce var olmuş bir uygarlık olan Sümerlerde ortaya çıkmış, ardından gelen birçok uygarlığın bu devlet olgusunu geliştirmesiyle günümüzdeki halini almıştır. Konuya giriş yapmadan önce devlet kavramının ne olduğunun ve nasıl ortaya çıktığının izah edilmesi gerekmektedir.

Devlet, Arapça kökenli bir kelime olup, “toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık, sınırları belirli bir yurt ve türe düzeni içinde, ülküdaş insanların topluca ve kamu yararını sağlamak amacıyla örgütlenerek kurdukları ve benzeri topluluklarca bağımsız ve siyasal kişiliği tanınmış birlik”[1] manalarına gelir.

Devlet Nerede Ve Nasıl Ortaya Çıktı?

Devlet olgusuna ilk olarak Sümer Sitelerinde rastlarız. Ancak devlet kendi başına, soyut bir kavram olarak ortaya çıkmamıştır. Toplumsal yaşantıyla ilgili olarak var olmuştur. Sümer yazıcıları devletin ortaya çıkışını kutsal dayanaklarla açıklarlar: “Bunlara göre devlet Tufandan binlerce yıl önce göklerden inmiştir.” Oysa devlet, tarih çağlarının başlarında ortaya çıkmıştır. Kralın belirmesi ve güçlenmesi devrin sosyo-ekonomik yapısıyla ilgilidir. Mezopotamya’da köy kültürü aşılmış, tapınak çevresinde yerleşmeler gerçekleşmişti. Bu yerleşme alanlarında üretim fazlası ortaya çıkmış ve tapınak tanrı adına zenginlikleri toplayan, çalışanlara ücret veren kurum biçimi kazanmıştı. Buna bağlı olarak da bir dinsel sınıf oluşmuştu. Bu kentler köle elde etmek, zenginliklerini artırmak için birbirlerine saldırmaktaydılar. Öte yandan henüz göçebe kültürü aşamasında olan savaşçı kavimlerde bu kentlerde yığılan zenginlikleri ele geçirmek için savaşıyorlardı. İşte kentler arası çatışmaları önlemek, dış saldırıları savaşla karşılamak gereksinimi yeni bir kurumu doğuracaktır. Bu kurum devlettir. Ancak bu aşamada devlet kentin yöneticisi olan tek kişi de somutlaşmıştır. Artık site (şehir devleti) doğmuştur.[2] Görüldüğü gibi devletin toprakla ve ekonomiyle doğrudan ilişkisi bulunmaktadır. Zaten devleti de meydan getiren şey bunların korunması olacaktır.

Eski Çağ Mezopotamya’da Devlet Yönetimi

Devlet olgusunun ilk olarak Sümer sitelerinde ortaya çıktığından yukarıda bahsetmiştik. Sümer medeniyetine dair bütün bilgilerimiz Sümer memleketinin güneyinde bulunan Uruk ve Ur şehirlerindeki kazılara dayanır. Burada, bu topraklardaki İlk yerleşme izlerine kadar inilmeğe muvaffak olunmuştur.[3] Mezopotamya kent yöneticilerinin, tanrının adına onun topraklarını işleten, koruyan nitelikte bir güç olduğu görülmektedir. Sümerlerde, yönetimle ilgili En (Bey), Ensi (Vali) ve Lugal (Kral) gibi unvanlar karşımıza çıkmaktadır. Ensi unvanı başlangıçta bağımsız yöneticileri tanımlamak için kullanılmaktaydı. Ensiler yani rahip-krallar, en yüksek yönetici, en yüksek rahip, en yüksek yargıç ve en yüksek komutandı.[4] Yöneticiler, yani krallar güçlerini kutsal bir dayanaktan almaktadır. Samiler devrinde (Akadlarla birlikte) büyük işler başaran kralların tanrılaştırıldığı görülür. Bu durum Sümerlerde görülmez. Sümerler, site devletlerinden merkezi bir devlete geçişte başarısız olmuşlar ve bu işi de Samiler başarmışlardır.

Mezopotamya’da kral saltçı bir yönetim gerçekleştirmiştir. Kral yönettiği insanların tüm davranışlarına egemen olmuştur. Dinsel sınıfın kralın egemenliğiyle zaman zaman çatışması eski tapınak gelirlerinin kralın sarayına akmasının doğurduğu bir sonuçtur. Sümer yöneticileri sitelerinin dışında saltçı bir yönetim gerçekleştirememişlerdir. Yani egemenlikleri sadece kendi şehir devletlerinde geçerli olmuştur ve siyasi bir bütünlük oluşturulamamıştır. Bunu yine Samiler gerçekleştirecektir.

Mezopotamya’da ırmak boyunca gelişen dünyaya egemen imparatorluk oluşturmak düşünceleri Asurlularla birlikte yeni boyutlar kazanmıştır. Asur İmparatorluğu Ön Asya’da ilk kez tam merkezileştirilmiş bir devlet oluşturmuştur. Bunu sağlamak için de iyi bir ordu kuracaklar ve ele geçirdikleri yerleri valilerle yöneteceklerdir. Yani kendilerine bağlı görevliler atayacaklar, zorla aldıkları yerlerde türlü toplu işkence, öldürmeler gibi zorbalıklarla örgütledikleri imparatorluğu uzun ömürlü bir devlet haline koymuş olacaklardır. Asurlulardan önce Mezopotamya’daki uygarlıklar fethettiği yerleri kendilerine vassal olan kişiler tarafından yönettiği için bu vassallar her fırsatını bulduğunda bu statüyü bozuyor ve merkezi devlet oluşumunu engelliyorlardı. İşte Asurlular bu durumu ortadan kaldırmış (kendilerine bağlı valiler ile yönetim sağlamışlardır.) ve merkezi bir imparatorluğu kurmuşlardır.

Yine devletin oluşumuna bağlı olarak, bürokratik bir sınıf da ortaya çıkmıştı. Bu sınıfın ayrıcalığı yalnız kendilerinin bildiği, görevi babadan oğula geçirmeye yarayan yazıyı bilmeleridir. Siteden imparatorluğa doğru gelişen siyasal yaşantıda devlet yapısı da aynı gelişmeyi göstermiştir. Buradan da anlaşılacağı üzere Sümer Sitelerinde ortaya çıkan devlet, dönem ilerledikçe ve yıkılan uygarlıkların ardından yerine gelenlerin var olan sisteme yenilikler getirerek bu olguyu daha da geliştirmiştir.

Dipnot
  1. Bk., TDK Sözlüğü “Devlet”
  2. Yaşar Çağlayan, İsmet Parmaksızoğlu, Genel Tarih I, s.77
  3. Benno Landsberger, “Mezopotamya’da Medeniyetin Doğuşu”, s.1
  4. Hakan Sivas, Uygarlık Tarihi, s.33
Bibliyografya
  • ÇAĞLAYAN, Yaşar PARMAKSIZOĞLU, İsmet, Genel Tarih I, Funda Yayınları, Ankara 1976.
  • LANDSBERGER, Benno, “Mezopotamya'da Medeniyetin Doğuşu”, Ankara Üniversitesi Dergiler Veri tabanı/II, s.1-18
  • SİVAS, Hakan, Uygarlık Tarihi, Anadolu Üniversitesi Yayınları, Eskişehir 2013.
  • TDK Sözlüğü
Paylaş:
Yorumlar İçeriğe yorum yapılmamış. 😍 İlk yorum yapan siz olun.

Şanslı Hissediyorum