Dünya Tarihi Ali Demir 21 Mayıs 2018 10:10 Son Güncellme:

İpek Yolu

İpek Yolu, İlk Çağ ve Orta Çağ’da Çin ile Orta Doğu ve Batı ülkeleri arasında kullanılan ana ticaret yoluna verilen addır. Dünyanın uzun bir süre doğu ucu ile batı yakasının ilişki kurmasını sağlayan İpek Yolu, insanlık tarihinde kendine özgü bir yere sahiptir. Yola bu ad, Çin ile Orta Doğu arasında yapılan ticaretin ana unsurunun ipek olması sebebiyle 1877 yılında Alman coğrafyacısı Ferdinand von Richthofen tarafından verilmiştir.[1] 

Tarihte İpek Yolu ile ilgili birçok efsane mevcuttur. Bu efsanelerden bazıları şunlardır; “Çin tarih boyunca ipeği ile tanınmış bir devlettir. Yüzyıllarca ipek üretimi Çin’de bir sır olarak saklanmış ve merak konusu olmuştur. Çin’de İpek tüm efsane ve masallarda ismiyle zikredilirken, Akdeniz bölgesinde ise uzun süre adıyla anmak yerine dolaylı kelimelerle ima etmek yolu tercih edildi. Bunun nedenleri ise, ipek çok fazla talep gören bir üründü ve bundan dolayı pahalıydı. İpeği elde etmeye çalışanlar ya çok zengin ya da çok yürekli olmalıydı. Buna rağmen insanlar gerçek maksatlarını saklamayı yeğlediler ve yaptıkları işi, hikâyeler ve efsanevi ifadelerle kapatmaya çalıştılar. Dut tohumları, ipek böceği yumurtaları ve ipek dokuma tekniklerinin Hindistan’a, Avrupa’ya ve diğer uzak ülkelere nasıl yayıldığına dair anlatılan efsanelerde çeşitli rivayetler bulunmaktadır. Bunlardan biri, Hotan Kralı’nın Çinli bir prensesle evlenmesi ve bu prensesin de gümrük memurlarının Yumenguan Geçidinde sıkı denetimine rağmen yeni vatanına gelirken yanında ipek böceği tohumu, böcek ve dut tohumu götürmüş olması üzerinedir. Bu Çinli prenses ülkesinde vatan haini olarak ilân edilirken, ipek üretiminin sırrı da böylece Çin’in dışına yayılmıştır.”[2] 

İpek Yolu’nda Taşınan Mallar ve Yolun Güzergahları

İpek Yolu’nda ticari malların çeşitliliği döneme göre değişiklik gösterir. Bunun yanında yollarda zamanına göre yönünü çevirmiştir. Tüccarlar her devirde kendilerine güvenli yollar aramışlardır. İpek, Eski Çağ’da ve Orta çağda daima yolun tamamı söz konusu olduğunda milletler arası ticaretin temel malı değilse bile değişmez malı olmuştur. Bu tarihi yolun birçok güzergâhı bulunmaktadır. Bu güzergâhlar tıpkı atardamarlar gibi, malların ve bunlarla birlikte ilmi çalışmaların, kültürel başarıların ve insanların değiş-tokuşunda temel faktörü belirlemekteydi. Akdeniz ve Avrupa’da, Roma; Yakın ve Orta Doğu’da İran, Orta Asya’nın güneyinde, Afganistan’da, Hint- Pakistan yarımadasının kuzeyinde Kuşan Devleti; Uzak-Doğu’da ise Çin İmparatorluğu, birbirleriyle sıkı siyasi, ticari ve kültürel ilişkilere girmelerinde İpek Yolu güzergâhlarının belirleyici etkisi olmuştur.

İpek Yolu güzergâhları oluşum aşamasında tabiatın ve iklimin etkisi ile geniş vadi yatakları etrafında oluşturulan vahalarda zamanla şehirler kurulmuştur. Bu şehirlerin kuruluş amacı uzak yerlere yolcu ve ticaret eşyası taşıyan kişilere konaklamada yarayacak alanlar oluşturmaktı. İki bin yıllık İpek Yolu, kuş uçuşu 7500 kilometre, bütün ayrıntılarıyla ise 10.000 kilometre uzunluktaydı. Bu ticaret güzergâhının, insanlar ve kıtalar arasındaki en uzun ve kültür tarihi bakımından en önemli ağ olduğunu söylemek abartı olmayacaktır.[3] 

Arkeolojik kazılarda bulunan tarihî eserler, Sibirya’nın güneyinden geçen ve “kürk yolu” adıyla anılan kuzeydeki güzergâhın bunların en eskisi olduğunu ortaya koymaktadır. Bu yol Don nehrinin denize döküldüğü yerden başlıyor ve Persler’in oturduğu bölgeye varmadan kuzeye kıvrılıp Sibirya’nın güneyinden Tarım havzasına ulaşıyordu. Herodotos’un Milâttan önce V. yüzyılda yazdıklarından Kuzey İpek yolunu Çin’in batı eyaleti Kansu’ya kadar takip etmek mümkün olmaktadır. Urallar’da yeşim Çin yüzükleri ve Shang hanedanının (M.Ö: 1450-1050) son dönemine ait tunç baltalar bulunmuştur; Çinliler de tunç imalâtında kullandıkları bakırı muhtemelen bu bölgeden alıyorlardı. Eski Grek ve Romalı tacirler ise Kerç Boğazı yolundan bölgeyle ticaret yapmaktaydılar; Urallar’ın doğusundaki Tobol kazılarında çıkan Milâttan önce V ve IV. yüzyıllara ait altın Grek sikkeleri bunu göstermektedir. Güzergâhın İpek yoluna dahil edilmesinin sebebi, Sibirya’nın güneyindeki Pazırık kurganlarında (M.Ö. V-I. yüzyıllar) Çin’den gelen ipekli kumaşlara rastlanmasıdır. Bulunan çok sayıdaki Grek, Göktürk, Hint ve Çin dillerinde ibareler taşıyan ticarî eşya, sikke ve gümüş külçeler İpek yolunun doğudan batıya, güneyden kuzeye coğrafi kapsamı hakkında bir fikir vermektedir.

İpek Yolu’nun karada iki, denizde bir olmak üzere üç ana yolu vardı. Birinci yol Çin’in başkentinden başlayarak Orta Asya ve İran üzerinden Doğu Akdeniz’e ulaşıyordu. Bu güzergahtan Orta Asya’da güneye doğru Hindukuş geçitlerinden geçerek Hindistan’a, bu arada Hindistan’ın batı kıyısındaki limanlara, ayrıca Ganj vadisine doğru da bir yol ayrılıyordu. Aynı şekilde Ceyhun ve onun Hazar Denizi kıyısına giden ve Kafkasların güneyinden geçerek Mezopotamya’ya, oradan Anadolu’ya ulaşan ana hat vardı. Karadeniz’in doğu ve güney limanlarından itibaren su yolları bulunuyordu. Mezopotamya’dan ise Suriye limanlarına ve oradan Avrupa’ya taşınıyordu.

İkinci yol Roma İmparatoru Augustus tarafından ele geçirilen Mısır’ı Kızıldeniz üzerinden Hint Okyanusu’na bağlıyordu. Oradan Hindistan’ın Kuşan imparatorluğuna bağlı limanlara ulaşıyordu. Buradan İran körfezine bir kol ayrılırken, diğer kol Hindistan’ın Malabar sahiline, Sri Lanka’ya 3. ve 4. yüzyıllarda Vanga devletinin kurulduğu Ganj nehri ağzına, oradan da Çin hindine gidiyordu.

Üçüncü yol kuzey veya bozkır yolu olarak adlandırılabilir. Çin’den sonra Doğu Türkistan ve Moğolistan’dan Kazak bozkırlarını aşıp Hazar Denizi’nin kuzeyinden geçiyordu. Doğu Türkistan’dan Fergana’ya ve Toharistan ve Soğd’dan gelen yollar Aral çevresinde bu yolla birleşiyordu.[4] Yaklaşık 1500 yıl dünya ticaretinin ağırlığını taşıyan İpek Yolu üzerinde çok sayıda tarihi alanlar bulunmaktadır.[5] Bu alanların hepsinde İpek Yolu’nun izleri hâlâ mevcuttur. Bu yola katkı sağladıkları gibi etraflarında sayısız maceralara, hikâyelere konu olmuşlardır.

İpek Yolu sadece tüccarların değil, aynı zamanda doğudan batıya ve batıdan doğuya bilgelerin, orduların, fikirlerin, dinlerin ve kültürlerin de yolu olmuştur. Milâttan yüzyıllar önce Mısırlılar, daha sonra da Romalılar, Çinlilerden ipek satın alırlardı. Ulaşım ise, daha sonra İpek Yolu adı verilen güzergahı izleyen kervanlarla sağlanırdı. İpek endüstrisi, eski çağlardan beri birçok milletin hayatında çok önemli bir yer tutmuştur. Uzak Doğu’dan gelen ipek ve baharat, Batı dünyası için, uluslararası ilişkilerde önemli bir rol oynamıştır. İpek, ayrıca Doğu kültürünün Batı tarafından tanınmasını da sağlamıştır. Doğu’nun ipeği ile baharatının kervanlarla batıya taşınması, Çin’den Avrupa’ya ulaşan ticaret yollarını oluşturmuştur. Orta Çağda, ticaret kervanları, şimdiki Çin’in Şian kentinden hareket ederek Özbekistan’ın Kaşgar kentine gelirler, burada ikiye ayrılan yollardan ilkini izleyerek Afganistan ovalarından Hazar Denizi’ne, diğeri ile de Karakurum Dağlarını aşarak İran üzerinden Anadolu’ya ulaşırlardı. Anadolu’dan deniz yolu ile Akdeniz ve Karadeniz (Tirebolu) limanlarından veya Trakya üzerinden kara yolu ile Avrupa’ya giderlerdi.Doğudan batıya doğru gelişen bu ticari harekette daha önceki çağlardan beri kullanılmakta olan bir yol şebekesinden yararlanılmıştır.

Yoğun bir şekilde ipek, porselen, kâğıt, baharat ve değerli taşların taşınmasının yanında kıtalar arasındaki kültür alışverişine de imkân sağlayan bu binlerce kilometre uzunluğundaki kervan yolları zaman içinde İpek Yolu olarak adlandırılmıştır. İpek Yolu Asya’yı Avrupa’ya bağlayan bir ticaret yolu olmasının ötesinde, 2000 yıldan beri bölgede yaşayan kültürlerin, dinlerin, ırkların da izlerini taşımakta ve olağanüstü bir tarihsel ve kültürel zenginlik sunmaktadır.

Dipnot
  1. Nebi Bozkurt, “İpek Yolu”, İA/XXII, s. 369
  2. Adnan Toprak, Doğu-Batı Kültürel Etkileşiminde İpek Yolu (Başlangıçtan Göktürk Dönemi Sonuna Kadar), Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2008, s. 9-10
  3. Sven Hedin, İpek Yolu, s. 228
  4. Ahmet Taşağıl “İpek Üretiminin Keşfi ve İpek Yolu’nun Başlaması”, s. 13
  5. Konuyla ilgili olarak bakınız, Ahmet Taşağıl “İpek Üretiminin Keşfi ve İpek Yolu’nun Başlaması” s. 14-15
Bibliyografya
  • BOZKURT, Nebi, "İpek Yolu", İA/XXII, s. 369
  • HEDİN, Sven, İpek Yolu, (nşr. Ahmet Arpad), Milliyet Yayınları, İstanbul 1974.
  • TAŞAĞIL, Ahmet, "İpek Üretiminin Keşfi ve İpek Yolu'nun Başlaması", İpek Yolu, İstanbul 2015.
  • TOPRAK, Adnan, Doğu-Batı Kültürel Etkileşiminde İpek Yolu (Başlangıçtan Göktürk Dönemi Sonuna Kadar), Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2008.
Paylaş:
Yorumlar Bu içerikle ilgili fikirlerini hemen diğer kullanıcılarla paylaş.

Şanslı Hissediyorum