Dünya Tarihi Ali Demir 27 Kasım 2017 10:10 Son Güncellme:

Hitit Uygarlığında Devlet Yönetimi

Hitit devlet teşkilatı, Eski ve Yeni devletler zamanında farklılıklar gösterir. Daha Kuşşara Krallığı zamanında, Mezopotamya’da olduğu gibi birçok küçük şehir devletleri bulunduğunu ve ilk defa olarak Kuşşara krallarının, bu küçük krallıkları kendi otoriteleri altına almaya ve böylece Anadolu’nun ilk siyasi birliğini kurmaya çalışmışlardı.[1] Hitit devletinin siyasal yapısı Ön Asya uygarlıklarından da ayrılıklar gösterir. Hititler merkezi bir devlet yapısı gerçekleştirememişlerdir. Orta Anadolu bölgesindeki Hitit birliğine bağlanan kentler dışında ele geçiren bölgelerdeki devletler başlarına getirilen “küçük krallarla” merkeze bağlanmıştır. Bu bağlı yörelerin devlete bağlılıklarını sürdürebilmek için ya yerel yöneticiler ile akrabalık bağları kurulmuş ya da ele geçirilen bu yörelere Hitit kralı kendi soyundan bir yönetici atanmıştır. Bu özelliğiyle “konfederasyon” biçiminde bir devlettir.[2] Bu konfederasyona girmiş olan bölgelerde fırsat bulundukça isyanların çıkması devletin tüm tarihi boyunca uğraştığı ana sorun olmuştur. Hitit hukukunun da bu devlet yapısına göre belirdiğini görmekteyiz.

Hitit devletinin başında Hattuşaş’ta oturan “büyük kral” imparatorluk devrindeki gibi tanrı olmak durumunda değildir. Onların ancak öldükten sonra tanrılaştığına inanılmaktadır. Başkomutan, başrahip ve baş yargıç olarak yetkileri elinde toplamaktaydı.

Eski Hitit devleti kurulduktan sonra, devlet yönetiminde kralın yanında bir de asiller meclisinin bulunduğu görülmektedir. “Pankuş” adı verilen bu meclisin mevcudiyeti ile krallık kurumunun mutlak ve İlâhî nüfuzu sarsılmış oluyordu. Soyluların önce güçleri olduğu, giderek kralın “mühür evi” denilen üretim fazlasının toplandığı saray yanında siyasal güçlerinin kalmadığı anlaşılmaktadır. Kralların dinsel güçlerini, Labarna soyundan geldikleri ve askeri şef olarak kendilerine tanıtan uzun sanları vardır.

Sarayda Büyük Kral’dan sonra en nüfuzlu şahsiyet kralın annesi idi. Metinlerde ana kraliçelere “Tavananna” denilmektedir.[3] Sarayında kraliçelerin de zaman zaman önemli yere elde ettikleri görülmektedir. Telepinuş zamanında tahta geçen kişiyi düzenleyen buyruklar ortaya konmuştur ki daha sonra bunlara uyduğuna görmekteyiz. Buna karşın meşru veliahta karşı saray darbeleri yapılmaktadır.

Devlet hizmetinde görevli bir bürokrat sınıfın varlığı belgelerden anlaşılmaktadır. Bu bürokratik hizmetler soydan geçmektedir. Hitit konfederasyonundaki devletlerin bağlılık koşulları birbirinden ayrı özellikler taşmaktaydı. Her bağlanan yerel yönetim yeminle belgelendirilen bir anlaşma Sonucu Hitit Konfederasyonu’na girmişti. Asıl Hitit ülkesi Orta Anadolu’daki bölge ise, aşağı yukarı ülke olmak üzere ikiye ayrılıyordu. Bu bölgelerin yönetimi kral soyundan bir kişiye veriliyordu.

Askeri bir devlet olan Hititlerde krala bağlı sürekli bir ordu olmamakla birlikte, her erkek her yıl sefere katılmak zorundaydı. Hitit devletinin ekonomik yapısı ile bağlantılı olan sürekli savaş, bu yağma politikasına dayanan imparatorluğun yıllık işlerinin başında gelmekteydi. Giderek savaş araç ve gereçlerinin geliştirilmesi ile yeni savaş teknikleri bulunması doğal olmaktadır.

Dipnot
  1. Ekrem Memiş, Eski Çağ Türkiye Tarihi, s. 234
  2. Yaşar Çağlayan – İsmet Parmaksızoğlu, Genel Tarih I, s. 130
  3. Füruzan Kınal, Eski Anadolu Tarihi, s. 138
Bibliyografya
  • ÇAĞLAYAN, Yaşar - PARMAKSIZOĞLU, İsmet, Genel Tarih I, Funda Yayınları, Ankara 1976.
  • KINAL, Füruzan, Eski Anadolu Tarihi, TTK Yay., Ankara 1998.
  • MEMİŞ, Ekrem, Eski Çağ Türkiye Tarihi, Ekin Yayınevi, Bursa 2015.
Benzer İçeriklere Göz At:
Paylaş:
Yorumlar Bu içerikle ilgili fikirlerini hemen diğer kullanıcılarla paylaş.

Şanslı Hissediyorum